enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
33,0935
EURO
36,2471
ALTIN
2.631,60
BIST
11.103,08
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
34°C
İstanbul
34°C
Açık
Perşembe Açık
33°C
Cuma Parçalı Bulutlu
33°C
Cumartesi Az Bulutlu
32°C
Pazar Az Bulutlu
32°C

2023’te Bizi Neler Bekliyor.. / Prof. Dr. Emre Alkin

2023’te Bizi Neler Bekliyor.. / Prof. Dr. Emre Alkin
REKLAM ALANI
12.12.2022
0
A+
A-

Gelecek yıl, 2022 hatta daha öncesinden devam eden risklerin üzerine başka riskler de eklenecek. Gelin bazılarına göz atalım:
İlk sıraya Rusya-Ukrayna çatışmasının tehlikeli seviyeye sıçraması ihtimalini koyuyorum. Eğer Putin’e onurlu bir geri çekilme imkanı yaratılmaz ise, Rusya’nın Ukrayna’nın tamamını işgal etmesi gibi bir süreçle karşı karşıya kalabiliriz. Topkapı Üniversitesi’nde geçen ay düzenlenen bir konferansta uluslararası katılımcılar, lojistik açısından böyle bir harekatın zor olacağını ama hem teorik hem de diplomatik olarak her zaman tetikte olmamız gerektiğini söylediler.
Rusya’nın Ukrayna’nın tamamını işgal etmeye katması ikinci bir soğuk savaş dönemi yaratacak. Ben birincisini gayet iyi hatırladığım için sürekli dalgalanan enflasyon ve büyüme oranlarının hem ülke siyasetleri hem de diplomasileri üzerindeki etkilerini gözlemledim. Herkesin bu bir riski göz ardı etmeyip, dikkatle izlemesi gerekiyor.
İkinci önemli risk Türkiye’nin kredi notunun “C” seviyesine indirilmesi ihtimali. Her ne kadar ABD ile ilişkilerde ufak da olsa bir düzelme yaşanıyorsa da, kredi derecelendirme kuruluşlarının diplomatik ve siyasi pozisyon aldığını gayet iyi biliyoruz. Bu sebeple F-35 lerden vazgeçip F-16′ ları kalan bakiyemiz sebebiyle almaya karar verdiğimizden bu yana geçen süreçte, kredi notumuzda olumlu bir gelişme olmadığını aksine “C” seviyesine çok yaklaştığını hatırlatmak istiyorum. Dolayısıyla ikinci izlememiz gereken risk unsuru bu olacak.
Üçüncü risk unsuru ise ihracatın seyri. Avrupa Birliği pazarından gelen sipariş düşüşleri bu şekilde devam ederse, cari açığın döviz kurları üzerinde bir baskı oluşturacağını söylemek falcılık olmaz. Dolayısıyla rekor kırmasına alıştığımız ihracatın bundan sonraki seyrine dikkat kesilmek ve buna göre hesabımızı yapmamız gerekiyor. Enerji fiyatlarında ve emtia fiyatlarında yüksek seyir ve dalgalanmanın devam edeceğini öngördüğümüze göre, dikkatli olmamız gereken bir yıla giriyoruz diyebilirim.
Dördüncü önemli risk unsuru kamu açıkları. Her ne kadar reel faizler düşük da olsa, emisyon yardımıyla bankalar üzerinden yapılan borçlanma operasyonunun bir sınırı olacak. Ayrıca bu genişlemenin enflasyonist yan etkilerini de düşünmemiz gerekiyor. Eğer faiz dışı açık vermeye devam edersek maalesef net borçlanma imkanından mahrum kalabilir ve bir borç sarmalına girebiliriz. Çok dikkatli olmak gerekiyor.

“Yaklaşan Seçimler ve Senaryolar..”

Elbette böyle bir durum hem kredi notu hem döviz kurları hem de diğer parametreler üzerinde olumsuz tesir yapacak. Kamu gelir-gider dengesini yakından takip etmemiz gerekiyor desem yanlış olmaz.
Beşinci risk unsuru elbette seçim sürecine girerken iç siyasi ortam olacak. Belki de son zamanların en önemli seçimi yaşanacak ve bir de referandum sandığının seçim günü önümüze konması bekleniyor. Bazı yabancı kuruluşların seçim sonrasıyla alakalı raporlarını da okuyoruz. Söz konusu analizlerden anlaşılıyor ki, mevcut aritmetiğin devamı halinde işlerin iyi gitmeyeceği konusunda yabancıların bir kanaati oluşmuş veya böyle bir kanaat oluşturulmaya çalışılıyor. Ben her rapora çok itibar etmesem de, algı yönetimi açısından dikkatli olmamız gereken ayların içindeyiz diye düşünüyorum.
Tüm bu riskler çerçevesinde konjonktürel olarak talep artışı yaşanan sektörlerde, iş sahiplerinin kapasite arttırma yatırımına gitmeden önce oldukça ciddi analizler yapmaları ve borçlanma imkanlarını da mutlaka doğru değerlendirmeleri gerekiyor. Kamunun dışlama etkisiyle kaynakları kendine çekmesi ve özel sektörün borçlanma oranlarının en az 3 katına çıkmış olması, herhangi bir yatırım yapmadan önce herkesin hesabını doğru yapması gerektiğini bize anlatıyor.
Bu sebeple Ocaktan itibaren başlayacak kredi kampanyalarındaki faiz oranlarını gerçekten merak ediyorum.

 

REKLAM ALANI