enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
16,7509
EURO
17,5330
ALTIN
964,89
BIST
2.442,01
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
29°C
İstanbul
29°C
Açık
Cumartesi Açık
28°C
Pazar Parçalı Bulutlu
27°C
Pazartesi Açık
28°C
Salı Parçalı Bulutlu
29°C

REŞİT GÜNGÖR KALKAN

10.04.2022
sen böyle güzel değildin, senin ellerin de. pazar günleri radyoda kış birikirdi ve perdeler, kuş sürüsü içinde kanat şakırtılarıyla dolardı. radyoda arkası yarın fragmanları ve ellerin, uçucu bir bakireliğe Meryem sanrısı eklerdi. kireç badanalı evler, küf ve kahır bağlayan öksürük...
08.01.2022
Sevgisizliğin, aklı paraya tahvil ettiği ve bunamış bir ekonomiyle büyüdüğünü sandığı alçaltıcı bir zekâ karşısında hayat, itimat telkininden uzak bir zavallılıktır sadece. Modern kuramcılar, insan teki için fal bakmazlar, onların işi rakamlarladır ve bu kaskatı gerçek, sevgisizlik karşısında yenilgiyi kabullenmiş...
26.12.2021
Volume: 5 Daha çok kış ikindisinde, ağır hummalı bir tamburla taşan ve hüzzam makamında gül dokuyan gözlerin üşürken unuttuğu bir şeydi sevmek. Çünkü sevmek, karın ve karanlığın aydınlattığı odalarda, ağır uykulu rüyalarla geçip giden kuş nakışlı yastıklara uzanan başların leylaklarla...
12.12.2021
Sepya kâğıtla buluşmuş tedirgin günlerdi. Şehrin bulanık, umutsuz şarkılarıyla saatlerce maltızda pişen her ne ise, gelir, ilk akşamın karanlık perdelerinden sızan ay ışığıyla birlikte vurulmuş bir kuş gibi döne döne evin, nohut oda bakla sofanın tam ortasına düşerdi. Düşer ve...
27.11.2021
“Tez kızaran güllerden kendini sakın” der sevgili İsmet Özel “Mazot” şiirinde. Bir de, “Kazandım nefretini fahişelerin, lanet ediyor bana bakireler de” mısraı vardır. Oldukça yalın, alabildiğine sadelik dolu bu mısralar, dönemin siyasal atmosferini içtenlikle yansıtır. Türkiye, kendi meselelerini “müstevlilerin siyasi...
19.06.2021
Aramıza bin kaleme gelmez dünyalar sığabilir, Serçeler, kediler, anneler ve denizler mesela. Mesela senin kurdelen, nasıl desem hep apak, Benimse kalbim bembeyaz köpükleriyle yorgun. Fakat biliyorum, sevmedin bir kez olsun beni. Dünyadan bir Hızır gibi geçtim hep topallayarak. Sen yazdıkça...
22.04.2021
Bırakıp giden yazlarla hatırlanansın artık. Uzak ve yorgun bir şehrin akşam vardiyalarında, o uzak ve yorgun fabrikalarında şehrin, genç kızların kutnu kumaş dokuyan gözlerindeki çeyiz hayâlleriyle anarlar artık seni. Eskimiş yazlarla çevrili güneşler gibisin artık; sahiller boyu dağlı bir yalnızlığa...
13.03.2021
Açsın, olabilir… Bir simitçinin seyyar arabası önünde durur ve bir süre tedirgin, gergin seyredersin. Sonra bir cesaret, utana sıkıla dilinin ucuyla istersin… Verir.. Hem de hiç düşünmeden, hesap kitap yapmadan anında tezgâha uzanır, eline tutuşturur ve yüzündeki mutluluğu görünce de...
16.01.2021
Bu senin yolun, darda koymaz amenna, Taşır kalbimi taş taş taşan çağlardan. Bu senin yolun, gök ehlinden sabır taşır, Taşır kalbimi ufka varan son ağaç olup da. Bu aşkınla bir yol tutturmuş ah giderim, Taşır kalbimi güzle üzen, güzle taşan...
10.01.2021
“Verem olmuşsun Beybaba! Bol bol orman havası almalısın.” dedi doktor, elinde tuttuğu steteskopla muayeneyi bitirip önündeki boş reçeteye eğildiğinde. Beybaba sıkıntılı, sakalını bir iki sıvazladıktan sonra, elbiselerini düzeltirken, titrek, dal gibi incecik sesiyle, “Emin misiniz doktor bey? Bir yanlışınız olmasın...
04.01.2021
Bilemediler, dünyamıza şehirli melekler “usullacık” iniverdiğinde, evlerimizden taşan susamlı sevinçlerin kırıntılarıyla bile biz, bir türlü bilemeyişlerine onların, nasıl da hayret dolu gözlerle açılırdık kar kokulu sabahlara. İşte o “usullacık” iniveren meleklerle biz, aynı çatı altında, güz getiren ağustos gölgelerine karışıp...
19.12.2020
Yol sustu… Dal dal fesleğenler küstü… Ne aşkla dalları basan kiraz, ne de turunçgilleri Akdeniz’in… Bir andaç bile alamamışken henüz yazdan, sahil kasabalarında şimdi, boy boy balıkçı tekneleriyle zaman, ölü bir engereği hatırlatmakta. Belki radyoda bir ince saz, kanun, lavta...
11.12.2020
Seni toprak sanacaklardı, ruhunu aşkla karıştırabilseydin eğer. Uzaklara dalmış sanacaklardı işte, yorgun bir tren sesine, bir ömrü parçalara bölen asil bir acıya… Sonra işte seni, şarkılarına kadar kederli, ucuz insan pazarında satılığa çıkarılmış, huzursuz ihtiyarlardan sanacaklardı; yüzünü kefeninle mezada koyabilseydin...
08.12.2020
Aynı uçurumda açsaydık keşke, Aynı şarkıya soğan kırsaydık yeniden… Kaseti başa sarabilseydik de, Sevginin kopan yerini yeniden dinleseydik…
08.12.2020
Sana bir güz getireceğim… Kışa çağırıyorken seslerimizi zamanın hoyrat saati, anneler öyle çaresiz bekliyorken elleri koynunda, dupduru bir sevincin taşan ırmakları çağıldıyorken ülkemle halvet; sana bir güz getireceğim. Sana bir güz getireceğim… Solgun dudaklarıyla bir işçinin alnını karışlıyorken bir patron,...
02.12.2020
Duru, berrak o çivit mavisiyle dünyayı çiçekleyen zamanları yeniden, hep yeniden nazarımıza çekecek zamanları arıyoruz şimdilerde. Yitirilmiş o şenlikli günleri anımsatan ne olsa, durup özlemle hatırlıyoruz şimdilerde. Kapılar, pencereler kapalı, perdeler dünyaya örtük, merak dolu gözlerin aradığı keskin bir bilinç...
01.12.2020
Aramızda ayrılığın ilk günlerinde okunan bir kitap gibiydi dünya… Huzursuzluğu emziren ve o mağrur kış akşamlarının boğuntusu içinde, bomboş sayfalar akıp gidiyordu gözlerimizden. Dışarda yağmurun üzdüğü bir güzle hayat, geçmiş zamanların ağrılı yasını tutuyordu. Sepet ören kadınlar gibiydi işte dünya,...
26.11.2020
Dünya yusyuvarlak susamlı bir ekmekmiş, anladım artık. Sevgiymiş ızdırabın ruhta açtığı yara, bunu da… Babaymış evrenin sıcacık yankısı, eyvallah, fakat anneler ölmese ne de iyi olacakmış. Dokunmakmış anlamak, uzak bir mezar toprağına, unutmak ise şarkılara gömmekmiş çarpıntılarla ölüme sarkan bir...
16.11.2020
Naif, sarsıcı, duygu yüklü ve ruhun karmaşasını satırlara döken bir kalemden insanın yaşam serüvenine ve her yolculuğun biricikliğine dair süzülenler… Toz; okudukça derinliklerinde kendinizle karşılaşacağınız bir dünya ve ayrıntıların farkına vardıran bir okuma deneyimi vadediyor.  
11.11.2020
O serçelerle dolu yorgun bir bahardı aslında, O mektuplarla taşınan lirik buselik faslında. Kimin kalbinden geçse, küser küser hep ağlardı, Kimin adını ansa, mektup ve serçeleyin susardı. Artık kanmıyor aşkla sarıldığı o mektuplara, Yetmiyor ağladığı fasıllar o yorgun baharlara. Kim...
10.11.2020
Gittiğimde mevsim ağır ve sancılı bir kışla sarıp sarmalanmıştı çoktan. Çatılar çoktan, ağaçlar çoktan, yollar ve şehirler çoktan aynı görünmezliğin kollarında, hep aynı usançla çoktan sarsıcı bir gizem içinde dünyaya sımsıkı bürünmüşlerdi. “Buralarda bir yabancı olduğunuzu asla belli etmeyeceksiniz müdür...
07.11.2020
Hayat da böyle bir şeydir işte; ya saçınız çok kısadır ya da makasınız çok büyük. Fakat umutsuzluk ne saçınızın kısalığını ne de makasınızın büyüklüğünü bahane ederek tıraş eder sizi. Umutsuzluk, incinmiş ruhların kalitesiz peruğudur çünkü. En küçük bir rüzgârda uçuruverir...
31.10.2020
Efendim, Şimdi ruhumuz, varlık sancısı içinde sizinle bulduğu huzura, barışa ve sevgiye daha fazla ihtiyaç duyuyor; huzurdan, barıştan ve sevgiden yana bulduğu bu ulvî anlamı şimdilerde yeniden arıyorsa, şüphesiz ki bu şahsı mânevînizi hakkıyla idrak edememiş olmamızdandır. Efendim, Bizleri bilimin...
20.10.2020
Işığın gölgesinde bir görünüp bir kayboldu… Duru bir içtenlikle sokuldum yanına. Avuçlarımda terden eprimiş bir Türkmen türküsünün yazılı olduğu buruşuk kâğıt parçasıyla kalakaldım… Uzun, dalgalı siyah saçlarıyla Nazan, bir güz devrilişiydi ömrümde. Tomarlanmış gül kurusu gibi bütün acılarını boynuma vursun...
20.10.2020
Her mevsim, içimizde namluya sürülmüş insan sıcağıdır. Şehrin şarkılarına karışan o ruhsuz telaş yerinde yaşamak, geride kalan her ne varsa, herkesten sakınımsız saklanan yorgun ve küskün yürekleriyle ağıtlar yakmak demekti. Geldiler ve tırpanlaşan bedenleriyle fabrikalara, ırak yollara, akça sandıkları zamanlara...
20.10.2020
Sokulsana bana” dedi gülkurusu sesiyle. Geçmişin o solgun, siyah beyaz hatıralarına doğru uzanan, ince ve keskin bir kemanla ağırlandı ruhum birden. Güneş yanığı yüzümü boşluğa çevirip geceyi uzun uzun kokladım; akasyalardan süzülen şenliğin taraçalarda bekleyen güvercinlerini hayal ettim o ân....
08.10.2020
“Günler gelip geçmekteler, kuşlar gibi uçmaktalar…” Dilini yeni bir bilmeceye alıştırır gibi birkaç defa tekrar etti. Elini avuçladım, kuş yuvası gibi sıcacıktı. Yüzünü çevirmeden, tereddüt dolu, derin ırmaklar gibi çağıldayan sesiyle, “Günler kuşlar gibi uçar mı sence?” diye sordu. Gözlerinde,...
07.10.2020
“İkindi sonrasıydı. Dudaklarıma keyifli bir ıslık sıkıştırıp büronun kapısını kilitledim. Bu kez asansörle değil merdivenle indim. Berrak bir gökyüzü altında, toz kadar bir yeryüzü yolcusu olarak sahil boyu yürüyüp içime taze deniz kokusu doldurdum. “Eski Sinema”nın önünde durup film afişlerine...
07.10.2020
Kırılıp parçalanmış yüz yıllık bir vazo gibiyim bugün” dedi. Pencereden içeriye dolan bir tutam ışığı toplayıp avuçlarımla içirmek istedim o ân. “Yorma kendini artık, uyu bir parça” dedim fısıltıyla. Hastane odasının lavabo aynasında buruk yüzümü bir süre seyrettim; solgun ve...