enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
8,3476
EURO
9,9541
ALTIN
486,67
BIST
1.400
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Sıcak
36°C
İstanbul
36°C
Sıcak
Çarşamba Sıcak
35°C
Perşembe Sıcak
35°C
Cuma Sıcak
35°C
Cumartesi Gök Gürültülü
32°C

KÜLTÜR & EDEBİYAT

REKLAM ALANI
Ne zaman kendime biraz nasihat edecek olsam Çürük demir tadı bir yorgunluk bulurum sesimde Ağzımda metalik bir hüzünle yine de Ey yaşamak adına kutsanan tenakuz Ey mezarlık bitkisi diyorum Kuşların hüznünü öpecek dudaklardan yoksun musun Ah kanatları gergefte şu dilsiz kuşların Dünya diyoruz adına yeni uyurlar Yeni uyurlar ve uyanmak...
14.01.2021
“Verem olmuşsun Beybaba! Bol bol orman havası almalısın.” dedi doktor, elinde tuttuğu steteskopla muayeneyi bitirip önündeki boş reçeteye eğildiğinde. Beybaba sıkıntılı, sakalını bir iki sıvazladıktan sonra, elbiselerini düzeltirken, titrek, dal gibi incecik sesiyle, “Emin misiniz doktor bey? Bir yanlışınız olmasın sakın.” dedi. Başını bir an reçeteden kaldıran doktor, göz göze...
10.01.2021
Bilemediler, dünyamıza şehirli melekler “usullacık” iniverdiğinde, evlerimizden taşan susamlı sevinçlerin kırıntılarıyla bile biz, bir türlü bilemeyişlerine onların, nasıl da hayret dolu gözlerle açılırdık kar kokulu sabahlara. İşte o “usullacık” iniveren meleklerle biz, aynı çatı altında, güz getiren ağustos gölgelerine karışıp bilemeyişlerine onların, dünyamıza şehirli hayretlerle işte, kar… İşte bilemediler, ağulanan...
04.01.2021
Yol sustu… Dal dal fesleğenler küstü… Ne aşkla dalları basan kiraz, ne de turunçgilleri Akdeniz’in… Bir andaç bile alamamışken henüz yazdan, sahil kasabalarında şimdi, boy boy balıkçı tekneleriyle zaman, ölü bir engereği hatırlatmakta. Belki radyoda bir ince saz, kanun, lavta ve bağlama yahut kemanla, bir bir geçmiş günleri anan ihtiyarlar,...
19.12.2020
Susuvermek gönlün kıyısında İçmeden suyu dönmek Seni görmeden gitmek Dokunur insan olana Gel de anlat gönle lafı Yasak mı isim işleme destmale Gülbakışlım anlatamaz oldum Görmeden çok zor gitmek Anlatabilmek güç seni Bilmeyene hatırlatmak zordur Ondandır adını söyleyemem Var bu şehirdir de içinden Selam olsun şehre Selam olsun mezarlığa Kitabesi...
11.12.2020
Seni toprak sanacaklardı, ruhunu aşkla karıştırabilseydin eğer. Uzaklara dalmış sanacaklardı işte, yorgun bir tren sesine, bir ömrü parçalara bölen asil bir acıya… Sonra işte seni, şarkılarına kadar kederli, ucuz insan pazarında satılığa çıkarılmış, huzursuz ihtiyarlardan sanacaklardı; yüzünü kefeninle mezada koyabilseydin eğer. Yüzünü senin, toprakla kefenlenen o uzak zamanlarda, taş bağırlı...
11.12.2020
Aynı uçurumda açsaydık keşke, Aynı şarkıya soğan kırsaydık yeniden… Kaseti başa sarabilseydik de, Sevginin kopan yerini yeniden dinleseydik…
08.12.2020
Sana bir güz getireceğim… Kışa çağırıyorken seslerimizi zamanın hoyrat saati, anneler öyle çaresiz bekliyorken elleri koynunda, dupduru bir sevincin taşan ırmakları çağıldıyorken ülkemle halvet; sana bir güz getireceğim. Sana bir güz getireceğim… Solgun dudaklarıyla bir işçinin alnını karışlıyorken bir patron, tezgâhtar kızı sıkıştırırken bir kurşun harcı, emeğini ruhuyla sofrasına katık...
08.12.2020
Ey gamzesine hüznü, aşkı doldurmuş güzel. Pervanedir od’una, nakş-ı sevdayı gazel. Ölse de bağrındaki ummanlar hudud bulmaz, Yazacaktır bilirim, âşk-ı hazini ezel. Sây’ı hüsnündür cânın, maksûdu muhabbetin. Olsun gönül gönlünde, bir ömür müebbetin. Oldu derdest kimyası, bu tende fani cânın, Kanunları hükümsüz, bilinmiş tabâbetin. Nazınla gelse bile, derd-i âlâyı dilden....
05.12.2020
Duru, berrak o çivit mavisiyle dünyayı çiçekleyen zamanları yeniden, hep yeniden nazarımıza çekecek zamanları arıyoruz şimdilerde. Yitirilmiş o şenlikli günleri anımsatan ne olsa, durup özlemle hatırlıyoruz şimdilerde. Kapılar, pencereler kapalı, perdeler dünyaya örtük, merak dolu gözlerin aradığı keskin bir bilinç parlayışıyla beklemeye durduğumuz kesif korkulardan geçiyoruz. Doğrusu, şimdilerde salgın günlerinde...
02.12.2020
Aramızda ayrılığın ilk günlerinde okunan bir kitap gibiydi dünya… Huzursuzluğu emziren ve o mağrur kış akşamlarının boğuntusu içinde, bomboş sayfalar akıp gidiyordu gözlerimizden. Dışarda yağmurun üzdüğü bir güzle hayat, geçmiş zamanların ağrılı yasını tutuyordu. Sepet ören kadınlar gibiydi işte dünya, sır tutan takvimler arasında, onlar da acılarını örüyorlardı biteviye. Sonra...
01.12.2020
Yakılsın hane-i gâm, yıkılsın name-i kâm Herbir zât-ı şâhâne, kesmesin artık ahkâm Daha bir münasiptir, nazar etse hâline Ve gönül menbâına, ah olunsa diger-kâm Ehli değilse ey dost, fikr-i beyân boşuna Can yanar hasım olur, belki diler intikam Söz sorulana düşer, sukût akl-ı selime Her lafzı kaldırmıyor, her hâli her...
28.11.2020
Almanya’ya göç eden bir ailenin kızı… Hanne. Aile içi şiddeti, cinayeti, intiharı, evlatlık olmayı, kültür çatışmasını, aşkı, varoluş sancısını yaşamış ve sonuçta infilak noktasına gelmiş bir hayatın sahibi. Madden güçlü fakat manevi olarak zayıf hayatında gerçek kimliğini arayan bir kadın. Yaşadığını hissetmek ve lanetli geçmişinden kurtulmak için yine geçmişinden bir...
26.11.2020
Dünya yusyuvarlak susamlı bir ekmekmiş, anladım artık. Sevgiymiş ızdırabın ruhta açtığı yara, bunu da… Babaymış evrenin sıcacık yankısı, eyvallah, fakat anneler ölmese ne de iyi olacakmış. Dokunmakmış anlamak, uzak bir mezar toprağına, unutmak ise şarkılara gömmekmiş çarpıntılarla ölüme sarkan bir kalbi. Aşkın taç yapraklarına sarılmakmış umut, yaşamak bin kavgayla nasırlanmakmış....
26.11.2020
Zordur bilmek gözlerinin gördüğünün ötesi, Dil muamma, hâl muamma, şimdi cânân ne desin. Hele gözler bahar misâl, yağan yağmur ertesi, Yor muamma, sor muamma, bu bendegân ne desin. Gökyüzünde bulutları sayan ruhum tavafta, Çiçeklenmiş lalezârlar, akıl herdem ârâfta. Elif ile başladı da, gönül kaldı şın kâf’ta, Gör muamma, sar muamma...
21.11.2020
Sanma şair, Bu yıkık şehir, seni unutur, Ağır, aksak topuk sesin, Ayak izin var taşlarında. Her küçede hayalin, Her kapıda nefesin durur. Oysa şimdi, Oyuncakların kırık, Boş bakışın duvarda, Hatıraların tutuştu bir bir, Çocukluğun kayboldu Sur’da. Eveeet, evet. Benim gibi sen de bezgin, Sen de kırgın, Sen de üzgünsün bilirim....
16.11.2020
Düşünce yönü güçlü, yeni şeyler söyleyen ilmi eserler çıkmadığı gibi sanat de eserleri de çıkmıyor. Çünkü ne sıradan insanların ne de ilim ve sanat adamlarının gözlem ve düşünmeye vakitleri var. Hayat çok hızlı. Ne adam gibi adam bulup iki laf edebilecek bir ortam, ne de doğa ve toplumu gözlemleyip düşünecek...
11.11.2020
O serçelerle dolu yorgun bir bahardı aslında, O mektuplarla taşınan lirik buselik faslında. Kimin kalbinden geçse, küser küser hep ağlardı, Kimin adını ansa, mektup ve serçeleyin susardı. Artık kanmıyor aşkla sarıldığı o mektuplara, Yetmiyor ağladığı fasıllar o yorgun baharlara. Kim geçse kalbinden coşmuyor artık derince, Kim çınlatsa kulağını hastayım diyor...
11.11.2020
Gittiğimde mevsim ağır ve sancılı bir kışla sarıp sarmalanmıştı çoktan. Çatılar çoktan, ağaçlar çoktan, yollar ve şehirler çoktan aynı görünmezliğin kollarında, hep aynı usançla çoktan sarsıcı bir gizem içinde dünyaya sımsıkı bürünmüşlerdi. “Buralarda bir yabancı olduğunuzu asla belli etmeyeceksiniz müdür bey.” İkram edilen çaydan bir yudum çekip uzun bir soluk...
10.11.2020
Bağışla, dedi, ismini. Adımı söylediğimde soy ismimi merak etti. Nereli olduğumu sordu. Şehirde kaç asır kaldığımızı merak etti. Kendisine birkaç yüz yıllık aile kütüğünü belirttim. O, yüzünü çevirdi, güne. Aydınlık simasını gördüm, ilk kez. Yaşlı bir adam. Yüzyılın asr olduğunu belirtti. Asra kasem etti. İnsanların sürekli zararda olduğunun üzerinde durdu....
09.11.2020
Hayat da böyle bir şeydir işte; ya saçınız çok kısadır ya da makasınız çok büyük. Fakat umutsuzluk ne saçınızın kısalığını ne de makasınızın büyüklüğünü bahane ederek tıraş eder sizi. Umutsuzluk, incinmiş ruhların kalitesiz peruğudur çünkü. En küçük bir rüzgârda uçuruverir başınızdan. Sonrasında küçük bir makas bulmuş olsanız bile hiçbir işinize...
07.11.2020
Şehir Araştırmaları Merkezi yakında açılacak. Her hafta bir şehre ve şehirle ilgili kaynak eserlere, dergilere, gazetelerle o şehrin fikir ve sanat adamlarına ayrılacak. Seksen bir ilin ancak 20 ay içinde tamamlanması mümkün, Diyarbakır hariç. Seksen bir ilimizi hiç bir ücret almaksızın, kendi imkânlarımızla tanıtmak, olsa olsa bizim üstesinden kalkacağımız iştir....
04.11.2020
Fotoraf sanatçısı Ömer KILIÇ’ın 98 yılından 2019’a kadar olan süreçte İstanbulun çeşitli semtlerinde çektiği kar manzaraları izleyenleri büyülüyor. Tüm fotoğrafları  Ömer KILIÇ’ın çektiği slide’da müzik ise yılların sanatçıcı Serdar Şensezgin seslendiriyor. Keyifle izlemeniz dileği ile…
03.11.2020
Sağalt acıları yüreğimden, tanışsın tebessümle yüzüm yetişir. Bilinsin artık mutlulukla hemhal olduğum zamandan bir an ve miras kalsın fotoğraf karelerinin birkaçıyla yüzüm. Sağalt acıları yüreğimden. İnsanım…. Kim olduğumun bilinmesini istiyorum… Doğruluktan ve haklılıktan yana kendimi yalnız hissetmediğime tanıklık eden çağ, bu haklılığımı teslim etmeme adına, yaptığı haksızlıklara her kılıf buldukça,...
31.10.2020
Efendim, Şimdi ruhumuz, varlık sancısı içinde sizinle bulduğu huzura, barışa ve sevgiye daha fazla ihtiyaç duyuyor; huzurdan, barıştan ve sevgiden yana bulduğu bu ulvî anlamı şimdilerde yeniden arıyorsa, şüphesiz ki bu şahsı mânevînizi hakkıyla idrak edememiş olmamızdandır. Efendim, Bizleri bilimin ışığında, insan kalabilmenin sırlarına davet ettiğiniz andan itibaren, dünya bir...
31.10.2020
Günümüzde bir konuyla ilgilenen ve ömrünü o konuya adayan kimseler kalmadı, eskisi gibi. Bir konuya ömrünü adayan, öğrenci yetiştirirdi, kendisini öğrencide görür gibi. Şehir, çok yönlü bir alan… Kendi içinden bir çok şubeye ayrılır. Her şube birçok maddelerden oluşur. Mimarîyi sivil, askerî, dinî ve resmî olmak üzere dörde ayırırsan, dinî...
25.10.2020
Işığın gölgesinde bir görünüp bir kayboldu… Duru bir içtenlikle sokuldum yanına. Avuçlarımda terden eprimiş bir Türkmen türküsünün yazılı olduğu buruşuk kâğıt parçasıyla kalakaldım… Uzun, dalgalı siyah saçlarıyla Nazan, bir güz devrilişiydi ömrümde. Tomarlanmış gül kurusu gibi bütün acılarını boynuma vursun isterdim. Yazgısını avuçlarımda biriktirdiğim koskoca bir mevsim ağrısı içinde ben,...
20.10.2020
Her mevsim, içimizde namluya sürülmüş insan sıcağıdır. Şehrin şarkılarına karışan o ruhsuz telaş yerinde yaşamak, geride kalan her ne varsa, herkesten sakınımsız saklanan yorgun ve küskün yürekleriyle ağıtlar yakmak demekti. Geldiler ve tırpanlaşan bedenleriyle fabrikalara, ırak yollara, akça sandıkları zamanlara vurdular kendilerini… Ellerine sarılan huzursuzluğu kaygılarla harmanlayıp buruk özlemekler biriktirdiler...
20.10.2020
Sokulsana bana” dedi gülkurusu sesiyle. Geçmişin o solgun, siyah beyaz hatıralarına doğru uzanan, ince ve keskin bir kemanla ağırlandı ruhum birden. Güneş yanığı yüzümü boşluğa çevirip geceyi uzun uzun kokladım; akasyalardan süzülen şenliğin taraçalarda bekleyen güvercinlerini hayal ettim o ân. Orada olmalıydılar işte. Orada iki kalp tıpırtısı, resimli iki masal...
20.10.2020
-Osmanzade Hamdi Bey’e- Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı, Bir dakika araba yerinde durakladı. Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar, Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar… Gidiyordum, gurbeti gönlümle duya duya, Ulukışla yolundan Orta Anadolu’ya. İlk sevgiye benzeyen ilk acı, ilk ayrılık! Yüreğimin yaktığı ateşle hava ılık, Gök sarı, toprak sarı, çıplak...
19.10.2020