enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
32,4033
EURO
34,5528
ALTIN
2.454,58
BIST
9.814,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
23°C
İstanbul
23°C
Açık
Pazartesi Parçalı Bulutlu
26°C
Salı Az Bulutlu
25°C
Çarşamba Az Bulutlu
20°C
Perşembe Az Bulutlu
18°C

Seçimlerin Gölgesinde Küresel Ekonomi / Prof. Dr. Emre Alkin

Seçimlerin Gölgesinde Küresel Ekonomi / Prof. Dr. Emre Alkin
REKLAM ALANI
17.08.2023
0
A+
A-

İşlem haftasının ortasına geldiğimizde, dünya ekonomisi ile ilgili netameli gelişmeler olduğunu görüyoruz. Çin’deki gayrimenkul şirketlerinin sıkıntısı, ABD’deki bankalar ile ilgili şüpheler devam ederken, kredi yavaşlaması ve beklenenden yüksek çıkan enflasyon gündemin değişmeyen maddeleri oldular.
Her ne kadar bu yıl küresel ticaretin % 1.7 gibi mütevazı bir oranda artması bekleniyorsa da, gelecek yılla alakalı beklentiler yüksek. Yani, küresel ekonomi ve ekonomik olarak büyük ölçekli ülkelerden olumsuz haberler gelse de, gelecek yıl için beklentilerin halen bozulmadığı görülüyor. Normal şartlarda Türkiye için de aynı beklentilere sahip olabilirdik. Ancak 31 Mart’taki yerel seçimlere kadar hiç de kolay olmayan bir süreç bizi bekliyor.
ABD seçimleri ise 5 Kasım 2024’te gerçekleşecek. Elbette Amerika’daki seçimler de bizi doğrudan doğruya etkiliyor. Bizim seçimlerden hemen sonra 7 Nisan’da Rusya’da Başkanlık seçimleri yapılacak. Yani, Türkiye’yi yakından ilgilendiren 3 adet seçimden bahsediyoruz. Hepsi gelecek yıl gerçekleşecek. Avrupa’daki seçimler de önemli elbette ancak bir çoğu 2022’de tamamlandı. Almanya 2021 seçim yılı oldu. Eğer erken seçim kararı alınmazsa daha uzun süre seçim olmayacak.
İşin aslı şu ki güç dengelerinin nereye doğru kaydığını ABD ve Rusya seçimlerinden anlayacağız. ABD’de Biden’ın tekrar seçilip seçilemeyeceği ve Putin’in akıbeti önemli. ABD’de kazanan partiyle, Rusya’da ise doğrudan doğruya liderle müzakere yapıldığı için, oldukça hareketli zamanlar geçireceğiz gibi gözüküyor. Türkiye’deki yerel seçimlerin genel seçimlerden sonra siyasi haritanın son halini belirleyeceğini söylemeliyim.
Bu şartlar altında ekonomideki gelişmeleri öngörebilmek için öncelikle söz konusu seçimlere doğru güç dengelerinin, lobilerin, sosyal gelişmelerin, terör ve anarşinin, askeri hareketliliğin, görevden almalar ve atamaların detayına dikkatlice bakmak gerekir diye düşünüyorum. Tüm bunlar devam ederken, ABD küresel güç olmaya devam etmek adına Türkiye ile yakınlaşmayı düşünüyorsa kendi müttefiklerini bu plana göre etki altında bırakmaya çalışacak diyebiliriz.

“Ekonomi İçin İyi Diplomasi Lazım..”

Ancak Türkiye’nin şu anki pozisyonu farklı: Ekonomik zorluklardan çıkmak adına “içi dolu” ortaklıklara girişmek istiyor. Bu sebeple gözünü öncelikle Körfez Ülkelerine dikti. Çünkü sürekli AB kapısında bekletilmekten ve kırmızı çizgilerini çiğneyen Amerikan Politikalarından bıktı. Bundan başka Yunan, İsrail ve Ermeni Lobisine oy avcılığı adına bu kadar yüz verilmesinden dolayı ABD kimseye güven vermiyor. Bu lobilerin menfaatlerinin Amerikan çıkarlarının üzerine çıktığını ABD Yönetimi göremiyor. Dolayısıyla ABD yepyeni bir paradigmayı ortaya koyarak Türkiye’ye yakınlaşmaya çalışsa bile, bunun istikrarlı olmayacağı konusunda yeterince tecrübemiz var.
Hal böyleyken, komşularla barışırken ABD ve Rusya, diğer bir deyişle Doğu-Batı arasında Cumhuriyetin kuruluş felsefesine yakışan bir çizgide olmanın en doğru davranış olacağını söylemek zor değil. Arapların iç meselelerine karışmak, mezhep tartışmalarına girmek, Ruslarla haddinden fazla yakınlaşmak, ABD ile restleşmek, Avrupa’ya öfke kusmak bize vakit kaybettirdi. Diyaloğu açık tutup mesafeyi korumamız gerekirdi.
Hakan Fidan ile beraber Türkiye’nin Dış politikasındaki çizginin bu şekilde olacağına inanıyorum. Belki de bu sayede kaynak girişlerinin sağlanabilmesi mümkün olacak. “Dost” ve “düşman” kavramlarını kolay kolay kullanmayan, uyarılarını diplomatik üslup içinde yapan, müttefiklerini doğru seçen, zorbaları değil demokrasiyi destekleyen ülkelere kaynak girişinde sorun olduğunu hiç görmedim.

 

 

REKLAM ALANI