enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
32,5244
EURO
34,8507
ALTIN
2.485,62
BIST
9.553,95
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
16°C
İstanbul
16°C
Az Bulutlu
Cuma Yağmurlu
15°C
Cumartesi Az Bulutlu
19°C
Pazar Az Bulutlu
20°C
Pazartesi Çok Bulutlu
18°C

Palavraya Endaze Olmaz../ Prof. Dr. Emre Alkin

Palavraya Endaze Olmaz../ Prof. Dr. Emre Alkin
REKLAM ALANI
15.02.2024
0
A+
A-

ABD’de enflasyon beklentilerin üzerinde çıkınca piyasalarda ufak çaplı bir panik yaşandı diyebilirim. Özellikle çekirdek enflasyondaki beklenmedik yükseliş, öngörülerde ciddi bir bozulmanın başlangıcı oldu diyebilirim. Faiz indirimleri konusunda cesur konuşanlar bile, “yıl sonuna doğru bakarız” şeklinde sözler sarf etmeye başladılar.
Açıkçası, geçen yıldan beri enflasyonla mücadelenin çok uzun süreceğini ve genelde talep kaynaklı olmayan fiyat artışlarıyla karşı karşıya olduğumuzu söylüyorum. Şöyle ki, ABD’de çekirdek enflasyona etki eden önemli faktör beklentiler. Aslında Euro Bölgesinde de benzer şekilde beklentilerin bozulmasının çekirdek enflasyona en fazla katkı veren faktör olduğu gözüküyor. Hemen ardından enerji fiyatları ve işçilik maliyetleri geliyor.
Geçen yılın son aylarında AB ve ABD’de enflasyonun gerilemesinin sebebi faizlerin yükselmesi sebebiyle daralan talep değil, enerji fiyatlarındaki gerileme idi. Yani, hızla yükseltilen faizlerin enflasyonla mücadeleye verdiği katkı sınırlı kalmış durumda. Ancak, “demek ki faize karşı hassasiyet kaybolmuş” diyerek Merkez Bankalarının gevşemeye gitmesi de mümkün değil. Çünkü ne enerji fiyatlarına ne de işçilik maliyetlerine etki yapmaları imkan dahilinde. Kullanabilecekleri silahlar para politikası ve faiz ile sınırlandırılmış durumda.
Sıkıntı şu ki, büyüme oranlarının mütevazı gerçekleşeceği bir yılda enflasyon oranları uzun süre yüksek seyredecek. ABD’den gelen haberler enflasyona gıda fiyatlarının ciddi şekilde katkıda bulunduğunu gösteriyor. Amerikalıların her şeye rağmen son iki yılda yeme-içme harcamalarını aylık 60 milyar dolardan 100 milyar dolara çıkardıklarını biliyoruz. Ayrıca 40 yaşının üzerinde hiç evlenmemiş ABD’li oranı % 25 civarında. Geçenlerde Türkiye’de de yalnız yaşayanların sayısının arttığı açıklanmıştı. Yani giderek sosyalleşmek için evin dışında yemek tüketen ve giderek büyüyen bir insan topluluğu gerçeği var. “Restoranlar dolu” diye kestirmeci yorumlar yapanlar, bir de bu gerçeği görsünler. Elbette ekonomi sadece rakamlarla anlaşılmaz, piyasaya inmek gerekir. Ancak piyasaya inince de manzaranın arkasındaki gerçeği görmezden gelmek olmaz. “Palavraya endaze olmaz” derler ama bu sohbet için geçerlidir, bilim için değil. Sohbet ederken içi boş söylemler hoş gelir ama kritik kararları palavra üzerinden alamayız.
Bu durumda “çekirdek aile” üzerinden yapılan hesapların doğru çıkmayacağı ve enflasyona etki eden unsurların şekil değiştireceğini görüyoruz. Enerji ve Gıda enflasyonda başı çekiyor. Hemen arkasından bizim gibi ülkelerde kiralar geliyor. Ancak kira konusu ABD ve AB’de orta sıralarda yer alıyor. Bunu da söylemeliyim.
Özetle, lojistikten korumacılığa, enerjiden gıdaya kadar faiz oranlarına rağmen yükselmeye devam eden enflasyonla başa çıkmaktan vaz geçecek ülkeler olacağını öngörmek mümkün. Bunlardan birinin Türkiye olması da muhtemel.

 

 

REKLAM ALANI