enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
32,4958
EURO
34,6084
ALTIN
2.477,26
BIST
9.588,94
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
23°C
İstanbul
23°C
Az Bulutlu
Çarşamba Hafif Yağmurlu
19°C
Perşembe Az Bulutlu
19°C
Cuma Yağmurlu
15°C
Cumartesi Az Bulutlu
18°C

Ulusal Paranın Değeri Üzerine (Revisited)../ Prof. Dr. Emre Alkin

Ulusal Paranın Değeri Üzerine (Revisited)../ Prof. Dr. Emre Alkin
REKLAM ALANI
27.02.2024
0
A+
A-

Değerli Dostlar.. Sosyal Medya’da faiz ve döviz üzerine yapılan tartışmaları izlerken bazen endişeye kapılıyorum. Büyük bir çoğunluk TL’nin değerini teknik bazı parametrelere bağlamış durumda. Ancak gözden kaçırdıkları bir durum var.
Benim gibi X nesline ait olanlar, 1980’lerin sonu 1990’ların başında yurt dışına gittiklerinde ilginç bir durumla karşılaşırlardı. Mesela rahmetli annemin tedavisi için Londra’da bulunduğumuz sırada elinizdeki TL’yi kabul edip sterline çeviren döviz büroları vardı. Ancak uygulanan tarife Türkiye’de farklıydı. Yani Londra’daki döviz bürosu “tabii ki TL’yi Sterline çeviririm ama bu kurla” derdi. TL’nin içerdeki değeri ile dışarıdaki değeri arasındaki farkı görmek açısından iyi bir deneyimdi.
Elbette o zamanlarda Para ve Sermaye Piyasaları bugünkü gibi sınırsız ve etkin değildi. Ancak bugün de TL işlem yapmak isteyenleri Yurt Dışındaki Piyasalarda boğarak, gerçek değerini gizlemeye çalışıyoruz. Merkez Bankası sürekli müdahale ederek TL’nin gerçek değerini bulmasını engelliyor. Birçok mevzuat ve düzenleme ile kambiyo rejimini serbest halden kontrollü hale getirdik ki, TL gerçek değerini bulmasın diye. Amaç ne? Korktuğumuz seviyelere gelmeden ekonomik şartlar düzelsin de TL’yi çok fazla değersiz hale kurtaralım. Böylece enflasyon da yükselmesin.
Bu yaklaşım tarzına hizmet eden analistler de var: “Doların seçimden sonra değer kazanması için ortada bir sebep görmüyorum” gibi cümlelerle destek veriyorlar. Tabii ki Dolar/TL 1 Nisan sabahı düğmeye basılmış gibi yükselmeyecek. Ancak tüm çabaların 31 Mart’taki seçimler için sarf edildiğini görmeyen yok sanırım. Dolayısıyla TL’nin gerçek değerini o tarihten sonra herhangi bir gün göreceğiz. Haydi, rezervlerin durumunu bir kenara koyalım, sürekli genişleyen kamu harcamaları ve artan vergiler, bir de üzerine ithalat rejimi ile yapışkan hale gelen enflasyonu da mı görmezden gelelim? Sebebiyle uğraşmadığımız enflasyon için sonuçlarıyla uğraşmak adına sürekli artan ücretlere ne demeli?
Şunu sormak lazım: Spordan sanata, kültürden adalete, sosyal hayattan dış politikaya, eğitimden bilime, siyasetten kadın haklarına kadar bir çok konuda sürekli değişim geçiren bir ülkenin parasının değerini rezervlerin veya para-maliye politikasının koruyacağını düşünen analistler acaba bunu ne amaçla yapıyorlar? Türkiye’de saydığım konularda taşlar yerine oturmadan, yani Türkiye’nin tam olarak hangi istikamete döneceğini anlamadan “rezervler artacak, döviz de düşecek” raporunu yazan arkadaş nasıl bir ruh halinde acaba ? Vatandaşların koşarak dövizlerini satacağı ve Merkez Bankası’nın rezervlerini böylelikle artıracağı bir süreci acaba ne tetikleyecek? Özetle, TL’nin değerini korumak için yapılan baskılar netice vermeyecek, önünde sonunda piyasa buna karar verecek. Eğer çok ısrar edersek yurt içinde başka, yurt dışında başka bir kur uygulanacak. Aynen 1990’larda yaşadığımız gibi.
Açıkçası seçimden hemen sonra başlayacak bir kemer sıkma politikası ile vatandaşın dövizini satmasını sağlamak pek mümkün değil. Daha önceki zamanlarda “elinde TL’si kalmasın ki Dolarını satsın” taktiği arzu edilen başarıyı sağlamadı. Siyaset ve medeni yaşamda sakinlik yaşanmadıkça ekonomik parametreler sınırlı bir zaman için düzelir. Zaten profesyoneller bu sınırlı zamanları sabırla bekleyerek ciddi para kazanıyorlar. Geçen yıl 1 Haziranda 19 TL olan Dolar kurunu bile unutanlar, her türlü teoriye inanma kabiliyetine sahip. Hikaye güzel olunca gerçekleri duymak isteyen çıkmaz. Eğer ülkelerin ulusal paralarının değeri güçlü paralara karşı sürekli eriyor ise, bunun sebebini sadece ekonomik kararlara ya da parametrelere bağlamak ne kadar gerçekçidir acaba?

 

REKLAM ALANI