enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
32,2149
EURO
35,0133
ALTIN
2.496,53
BIST
10.739,57
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
23°C
İstanbul
23°C
Parçalı Bulutlu
Salı Açık
25°C
Çarşamba Az Bulutlu
22°C
Perşembe Az Bulutlu
22°C
Cuma Az Bulutlu
23°C

Görsel dilin gösterdiği… / Abdulkadir Karataş

Görsel dilin gösterdiği… /  Abdulkadir Karataş
REKLAM ALANI
16.09.2020
0
A+
A-

Fotoğraf: Haluk Alp

Var olanı, olmuş-bitmişi ifşa etmesi nedeniyle diğer görüntüsel göstergelerden (resim, minyatür, gravür vs.) ayrıldığı bilinir fotoğrafın. Fırça ehli düşlerini dilediğince aktarır tuvale. Beğenmez siler, değiştirir. Bir ‘inşa’ sürecidir onun yaptığı. Kurgusal ve deneysel işleri bir kenara bırakırsak fotoğrafçının işi bu anlamda hayli zordur. Öyle ki, eğer kadrajı bir anlam oluşturma yetkinliğine taşıyamazsa ortaya teknik bir kayıt çıkar. Kötü müdür görüntü kayıtlarının hepsi? Elbette hayır. Bakarız, keyif alırız sonra kaldırır atarız. Çünkü bu tür işler bir anlamda ‘teknik hokkabazlık’ olarak tanımlanır. Peşinden gelen cümle genellikle şu olur: İyi hoş da, bunda bir şey eksik… Eksikliği köpürten en önemli etken ise genellikle taklidin taklidinin yapılmasıdır. Öte yandan, başarısı kanıtlanmış işlerin taklidi yerine ‘tarz’ yapacağım diye komik hallere düşmek de mümkün… Peki nedir bu tarz, üslup ya da Türkçesiyle ‘biçem’ dediğimiz şey? Oturmuş bir dil ve kişinin işiyle özdeşleşmesi, kendini işine dahil etmesi kısaca. Eskilerin ‘üslub-u beyan, ayniyle insandır’ diye formüle ettikleri durum. Buradan çıkaracağımız sonuç, biçemin bir zamana ihtiyaç duyduğudur. Konu fotoğraf olduğuna göre bir tarzdan söz edebilmek için ortaya konulan işlerin, fotoğrafçının portfolyosunun bilinmesi gerekmektedir…Bu kadar lafı yukarıdaki iki çift gözün hatırına ettik. Siyah beyazın kıvamında tonlara sahip büyüsü, bizi kadraj içindeki köpeğin ve çocuğun bakışlarına kilitleyip bırakıyor. Bir Rönesans ressamının tablosu, Yakup Kadri’nin Yaban’ı, Yedi Uyurlar’ın Kıtmir’i geçit resmi yapıyor önümüzde. Meraklı ve fakat bir o kadar da uysal bir hava sinmiş karenin her yanına. Kırsalın o hep sıcak, saf ve cana yakın iklimi yalın bir dille sarıp sarmalamış çerçevenin dört bir yanını. Hani dilimize pelesenk ettiğimiz ama çoğu kez de yanlış kullandığımız ‘minimalizm’ var ya, bu fotoğraf o işte. Bilimdeki modelleme sürecini sanatta egemen kılma işi: Az ve öz anlatım. Yoksa bir çizgi üzerinde yürüyen çöp adam değil minimalizm… Ahşap kapı – taş doku, zıt yönlere dönük ama bizi izleyen iki canlı, badanalı duvar, dikey köşe ve sövelerin içinde ‘ben buradayım’diyen çocuğun yatay çizgili giysisi, doğayı dillendiren toprağa uygarlığın ‘kilit taşları’ üzerinden selam çakışı… Her bir imge bir duygu sarmalı halinde bütüne katkı sunuyor. Bize bir şeyler söylüyor. Söyleyişin başarısındaki sır ise ilk satırlarda da belirttiğimiz gibi oturmuş dil. Bir görsel dilin oturmuşluğu tesadüflerle değil, ortaya konulan işlerin tutarlılığı, devamlılığı ve anlam oluşturma sürecindeki başarısı ile anlaşılabilir. Bu aynı zamanda özgünlük demektir.Haluk Alp beyin Sansarak’tan imrenerek izlediğim ikinci karesi bu. Tıpkı portfolyosundaki diğer fotoğraflar gibi meramı olan, tadında tonlama ve grenli yapıya sahip, kadraj oluşumunu eski lisanla ‘efradını cami, ağyarını mani’ biçiminde tertemiz bir şekilde soyutlamayı başarma üzerine kurmuş imrendiğim bir kare… Üzerinde daha çok şey yazılıp, söylenebilecek bir iş. Bir kez daha kutluyorum.

REKLAM ALANI