enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
13,6037
EURO
15,3852
ALTIN
782,59
BIST
1.981
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Sağanak Yağışlı
13°C
İstanbul
13°C
Sağanak Yağışlı
Perşembe Çok Bulutlu
15°C
Cuma Sağanak Yağışlı
17°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
17°C
Pazar Sağanak Yağışlı
18°C

Küçürek Öyküler-33

Küçürek Öyküler-33
REKLAM ALANI

Gittiğimde mevsim ağır ve sancılı bir kışla sarıp sarmalanmıştı çoktan.
Çatılar çoktan, ağaçlar çoktan, yollar ve şehirler çoktan aynı görünmezliğin kollarında, hep aynı usançla çoktan sarsıcı bir gizem içinde dünyaya sımsıkı bürünmüşlerdi.
“Buralarda bir yabancı olduğunuzu asla belli etmeyeceksiniz müdür bey.”
İkram edilen çaydan bir yudum çekip uzun bir soluk bıraktı. Sonra, “Devlet yok mu ki buralarda?” dedim.
Başını iki yana sallayıp çillerle dolu, susamlı bir ekmeği andıran ablak yüzünde çoktan silinmiş umudu, hayır, umudu değil, umutsuzluğu okudum o an.
Kampanya güzel gidiyordu doğrusu.
Memleketin en uzak köşelerinden bile sürekli kitap geliyordu.
İlçe milli eğitim müdürlüğünün adresini vererek kurumun deposunda beklettiğim bu kitapları ancak hafta sonları gidip alabiliyordum.
Çünkü karla kapanan köy yollarına araçla ulaşmak mümkün değildi.
Hiç unutmuyorum, sırf bu yüzden bir hafta sonu, yoğun bir tipiye yakalanarak yönümü tamamen kaybettim.
Yılgın bir havari rahatlığıyla, bulunduğum köyle on kilometrelik kaderimin bana çizdiği kahır yüklü zamanlar üzerinde yürüyordum.
Yorgun ve kederli ruhumda, buz tutmuş ırmaklarla koşturuyor, uykunun o sürgit devam eden yakıcı davetine saatlerdir direnerek, teslim olmayı aklımın ucundan bile geçirmiyordum. “Buralarda bir yabancı olduğunuzu asla belli etmeyeceksiniz müdür bey.”
Sobayı yakıp üzerine çay suyu koydum. Çıtırdayan ince, kuru dal parçalarından bir oyun buldum kendime; dakikada otuz beş defa çıtırdıyordu soba.
Mevsim yolları kapadığında, donarak ölmekten kurtulmanın kitaplardaki karşılığını çok düşündüm.
“Buralarda bir yabancı olduğunu asla belli etmeyen ve Hanyeri köyü ilkokulu müdürü olduğu anlaşılan falanca kişi
bu sabah çıktığı ilçe yolunda yoğun tipiye yakalanıp donarak ölü hâlde bulundu.”
Gözlerimi, geçen hafta güç belâ getirerek odanın bir köşesine istiflediğim kitaplara çevirdim.
Sıtkımın sıyrıldığı şube müdürünün, aynı hafta içinde söyledikleri aklımdan bir türlü çıkmıyor.
“Sen mi kurtaracaksın memleketi müdür bey? Hem sana ne kimse kitap okumuyorsa? İyisi mi bir an önce Ankara’dan bir tanıdık bulup buralardan gitmenin yollarına bak sen.”
Döndüğümde mevsim yazdı. Günle ağaran ve fakat o çılgınca tipilerle savrulup duran seneler içinde birkaç iyilik meleği yokladı mektuplarla yüreğimi. Okumak bir netice olsa bile yaşamak gönendiriyordu insanı en çok.
“Öğretmenim, biz sizi hiçbir zaman bir yabancı gibi görmedik. Şimdi ne zaman elimize bir kitap alsak aklımıza ilk siz geliyorsunuz.
Keşke hep bizlerle kalsaydınız…”
Ne diyordu Tevfik Fikret, “Bu memlekette de bir gün sabah olursa…”

REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.