enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
32,1976
EURO
35,0210
ALTIN
2.501,81
BIST
11.067,02
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
25°C
İstanbul
25°C
Parçalı Bulutlu
Çarşamba Az Bulutlu
22°C
Perşembe Az Bulutlu
22°C
Cuma Az Bulutlu
23°C
Cumartesi Az Bulutlu
22°C

Maraş Bir Tutam Maraş

Maraş Bir Tutam Maraş
REKLAM ALANI
12.10.2020
0
A+
A-

Şehir Araştırmaları’nda yaşamakta olduğumuz şehirle beraber ismi sık sık geçen Maraş, öncelikle Ashab-ı Kehf ile dikkat çeker. Diyarbakır’da bildiğimiz Ashab-ı Kehf, burada Eshab-ı Kehf bilinir. Bizde Dakyanos’un kenti-kalesi ve Mağara Ehli’nin sığındığı mekân varken, Maraş’ta bir külliye mevcut. Devasa bir kervansaray ve camii. Muhtemelen camii mekânı, önce kilise olarak kullanılmıştır. Burada vaftiz edilen çocuklar için olabileceği ihtimali ağır basan bir bölüm canlılığını korumaktadır. Ashab-ı Kehf ile ilişkilendirilen alan, camii sonunda yer alan yüksek sayılmayan kayalıktan ibarettir. Su sızıntısının varlığı, bu kayalık alanın daima rutubetli olmasını sağlamaktadır.Maraş İnsanı, Ashab-ı Kehf’in burada olduğuna kaniî… Özellikle Afşin, Tarsus ile bu mekânı sahiplenmede ön plânda. Zaman içinde yedi isim unutulmamış, bizi bu mekâna götüren kişinin isminin yedi isimden biri oluşu, bu sahiplenmenin işareti. Diyarbakır’daki mekânın güneşin doğuşuna ve batışına uygunluğu, Antik Dakyanos Kent Kalesi’nin varlığı pek söz konusu edilmemiş kaynaklarda. Mevcut Kitabe, Tarsus’tan daha eski. Bu konuda yazdığımız makalelerin biri dikkat çekmiş olacak ki Afşin’den davet aldık, kendimiz Elbistan’daki içmelere uğradıktan sonra gittik. Makalemize cevaben yazılmış bir yazıdan haberdar olduktan sonra üzülmemek elde değildi. Afşin-Tarsus ikilisinin ortasında belirmek, rekabeti kızıştırmaktı, nihayet.Yüce Kur’an’da bu mekânın belirsiz halde bırakılması, Tevhiî hakikat’in her yerde kabul edilmesi, bu mucizeden ders alınması ve insanların Hakk’ın varlığını kabul etmesi gibi kimilerinin farkına varmadığı incelikler taşır.Bu mekânın yer olarak belirsizliği, kimi hususiyetlerle anlatılmışken, yerinin bulunması elbette o mekânın bulunduğu kente-şehre kimi kazanımlar sağlar. Fis, Dakyanos, Ashab-ı Kehf Mağarası, Dakyanos Kalesi, Dakyanos Sarayı, Kaçışın olduğu yerden varıldığı noktaya kadarki süre, Mağaradan kente gelme ölçüsü, Dakyanos’un Sarayı’nın yıkılması hususu olmak üzere bir çok done, Diyarbakır’da mevcuttur. Buna rağmen kesin biçimde “Bu mekân, buradadır.” denilemez, burada olduğu hakkında insanın kanaatini kuvvetlendiren güçlü işaretlerin varlığı söz konusudur.. Geçmişteki hatıraya saygı duyulmak üzere sahiplenilmesi de ayrı bir durumdur.”Maraş” denilince aklımıza gelen Sezai KARAKOÇ’un sahiplenilmesidir. KARAKOÇ Kardeşler ile soy adından dolayı Maraşlı bilinen Sezai KARAKOÇ, Diyarbakırlı olmasına rağmen, Maraş onun adına sempozyum düzenlemiştir. Bizim KARAKOÇumuz, burada ortaokulu okumuş, buradaki insanlardan feyz almış, ileride Maraşlı Necip Fazıl’a hem talebe olmuş, hem izinde yürümüş, Büyük Doğu İdealini Diriliş Eylemi’ne dönüştürmüştür.Necip Fazıl’ı anlatmaya gerek var mı? O, kendi başına farklı bir isim. Necip Fazıl yanında Nuri PAKDİL, apayrı bir ekol. Bir yanda Büyük Doğu, öbür yanda Edebiyat. Bu iki dergi ülke gündeminde yer edinmiş, fikir ve sanat alanında bir çok ismin yetişmesine öncüllük etmiştir, Mavera Dergisi’ni ortaya çıkarttığı gibi. Mavera Erdem Adil Bayazıt, Ahmed Cahit Zarifoğlu, Rasim Özdenören, Alaaddin Özdenören olmak üzere hem Büyük Doğu hem Edebiyat çevresinde bulunan gençlerin bir araya gelmesiyle kurulmuş, 1980 sonrası dergiciliğin etkin isimlerinden biridir. “Maraş” denildiğinde hafızamızı yokluyoruz, hiçbir kaynağa, kitaba bakmadan. Aklımıza gelen dondurmadır, biberdir, içmelerdir. Mahsuni Şerif, Mihribanla ünlenen, herkesçe kabul gören hicivleriyle göz dolduran, şiirleriyle bir dönem ezberlenen Abdurrahim Karakoç tanıdığım diğer isimlerdendir. Mahsunî Şerif’in plâkları var, kitaplığımda, kasetlerinin sayısı onu geçmiş durumda. Maraş’ı kahraman kılan Sütçü İmam, unutulmazlar arasındadır. İşgalcilere karşı duran Sütçü İmam’ın ismi, bugün üniversitesine isim olmuştur, Maraş’ın. Maraş’ın isim kaynağı hakkında söylenenlerin ekseninde Gurgum yer alır, Asurî kaynaklarda. Eski Hitit Devleti, “Gurgum” olarak bilinir. Maraş, Markasi biçiminde isimlendirilmiş, Roma İmparatoru Kalligula, babasının ismini şehre verir: Germanike. Germanike, Germanikus’tan bozma bir ad olarak Araplara kadar gelir. Mer’aj-Mar’aş şeklinde bilinen şehir, Bizansa tekrar geçince Markasi-Marasıon şekline dönüşür. Osmanlı Egemenliğinde Maraş’a dönüşen şehir, 7 Şubat 1973 Tarihi’nde Meclis kararıyla “Kahraman” ünvanını alır: Kahramanmaraş.Ökkeş isminin çok kullanılmasının sebebi, Ashabdan olan Ukkaşe Hazretlerindendir. İrtihale yaklaşan Peygamber, kendisinde kimin hakkı varsa helal etmesini ister. O peygamber ki kendisinden incinen olabilir endişesiyle etrafındaki arkadaşlarına seslenir: “Ey mü’minler!… Bende hakkı hukuku olan var mı? Olan hemen gelsin ve Allah hakkı için, büyük Kıyamet günü hesaplaşmasından önce hakkını alsın.”Kimseden ses seda olmayınca etraftaki sukuneti bozan bir ses, Ukkaşenin sesidir: “Ey Allah’ın Peygamberi!.. Birgün sizinle birlikte savaş ediyordum. Nasılsa develerimiz yan yana geldiler. Devemden inerek özür dilemek üzere size yaklaşmıştım ki, birden kamçınızın sırtımda şakladığını duydum. Ey Allah’ın Rasulü!.. Bunu kasten mi yaptınız yoksa devenize vururken kazara bana mı çarptı? Bunu bilmiyorum.”Hz.Bilal, peygamberin evine gider, kastedilen kamçıyı alır ve camiidedir. İtiraz sesleri yükselir, dört bir yerden. Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Ali ve derken torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin, uyarıyı alır, Peygamberden. Kıssasa kıssas gerçekleşecek ve “Vur!..” emrine Ukkaşe yine itiraz edecektir: ” Siz vururken ben çıplaktım. “İstenilen olur ve Peygamber, sırtını açar. Ukkaşe, gerçekten kamçı ile sırtına mı vuracak Peygamber’in. Camii Cemaati hüzün içindedir. Kırbacı elinde tutan Ukkaşe, sırtındaki Peygamberlik mührünü öper ve muradının Peygamberlik mührünü görmek, bu mührü öperek cehennem azabından kurtulmak olduğunu belirtir.O Peygamberin izinden yürüyen Ashab, Ukkaşe için şu sözleri duyar: “Ey Mü’minler!.. Beni dinleyin!” der. “Cennetlik görmek isteyen varsa, işte Ukkaşe’yi görsün.”İşte, Ökkeş ismini bugüne getiren sır, burada yaşar, dünden bugüne; sır olmaktan çıkıp aşikâr olur, Maraş’ta. Ökkeş ismini taşımak, o tarihî olaya telmihtir, Peygambere âşık Ukkaşenin değerini sembolleştirmedir.Maraş’ta İslamî Dönem Mimarî eserleri Maraş Kalesi’nin güneyine düşen Dulkadiroğulları yapısı Ulu Camiî, Hatuniye Camiî, İklime Hatun Mescidi ile sınırlı değildir, elbette. Bu yapılar ilk eserlerdendir. Taş Medrese, Taş Han ticaretin merkezlerinden sadece ikisidir. Döngel, Savruk, Gümüşkaya Mağarası görülmesi gereken yerlerdendir, birçok mesire alanıyla:Tekir,Pınarbaşı, Fırnız, ..Kaleler sırasıyla yığma tepe üstüne yapılan Maraş Kalesi’ni izleyen kaleler:, Meryemçil Geben, Azgıt, Haştırın, Hurman, Çukurhisari, Yaylaüstü, Orçan, Köroğlu Kalesi.”Maraştan bir haber geldi/ dediler ki Meyrik öldü Keşke Meyrik ölmeseydi kırılaydı elim kolum /Ben kurbanam sana Meyrik ben hayranam sana Meyrik” sadası, insanı alıp götürür, geçmişe: “Şu Merik’in acısına Çarşambanın gecesine/ Dediler ki Merik öldü /sabır onun kocasına/Doktor yarayı kesiyor/ Yine Meyrik kan kusuyor/Dediler ki Meyrik öldü anası kime küsüyor .” Bir ağıd olan Meyrik, dünden bugüne dinleyeni ağlatan ve yüreğine taş basan anaların hissine, acısına tercümandır, bildiğim kadarıyla.Kitaplardan edindiğim bilgiye yer vermedim, çoğunlukla Maraş’ı anlatırken. Gezip görmek lazım, birçok şehrimiz gibi Maraş’ı. Abdal’ın işgalcilere karşı duruşu halen efsane halinde anlatılır, Maraş’ta. Hırlakyan Agob Ağa’nın davulcusu Halil, velinimetine karşı çıkacaktır, sonunda. Kendisinden istenen şudur: Fransız Kumandanını davulla karşılamak.Halil, geçimini Hırlakyan Agob’un verdiği parayla sağlamasına rağmen, isteneni gerçekleştirmez. Beklenmeyen cevap, oldukça sadedir, kısa tartışma sonrası: “Belli, bilirim. Hemi de doldurursun. Davulumu değil, evimi bile altınlarınla doldurursun, dedi. Amma bu din bahsi… Bir çomak bile vuramam”Bu ifadeyle çalkalanır, Maraş için için. Davulcu Halil ile başlayan karşı direniş, dalga dalga yayılır, suya atılan taşın suda oluşturduğu halkalar misali.Sadece bir tutam Maraş’ı anlatmaya çalıştık. Maraşlı, anlatacaklarımızı bilir de Maraş’ı görmeyen, bilmeyen, gezmeyen, okumayan bu tutam bilgiden ne kadar ne denli fayda görür?” Ökkeş” dendi mi Ukkaşe Hazretleri’ni tanıtabildik, kısacası. Dondurmasından bahsetmedik, Ashab-ı Kehf’e atıfta bulunduk.Bir Tutam Maraş’Iı bir tutam gül kabul edin ve bu bir tutam gülü, bir kucak gül haline getirin. Bilmekteyim, anlatılacak çok şey vardır, bu konuda. Siz, eksik bıraktığımız yerleri okuyarak tamamlayın. ……………………………………………………* Bu yazı dizisi, gezdiğimiz, bildiğimiz, kaynaklarını okuduğumuz şehirlerin tanıtımı amaçlı yayınlanmaktadır. İlk yazımız , “Mardin… Bir Tutam Mardin” ismiyle kaleme alındı. “Maraş… Bir Tutam Maraş”, bu yazı dizisinin ikinci makalesidir.

REKLAM ALANI