enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
32,1871
EURO
35,0412
ALTIN
2.448,02
BIST
10.935,47
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
22°C
İstanbul
22°C
Az Bulutlu
Cuma Az Bulutlu
23°C
Cumartesi Az Bulutlu
23°C
Pazar Az Bulutlu
21°C
Pazartesi Az Bulutlu
22°C

Mardin … Bir Tutam Mardin / M. Ali ABAKAY

Mardin … Bir Tutam Mardin / M. Ali ABAKAY
REKLAM ALANI
04.04.2024
0
A+
A-

Mezopotamya Tarihi’nin kadim şehirlerinden biridir, Mardin. Güneydoğu Anadolu’nun farklı kültürleriyle hercümerç olduğu, birçok egemenliğin, inancın hüküm sürdüğü toprakların ipek yolu güzergâhında bir merkezdir, Mardin.
Mezopotamya’da tarihe karışan Subarru, Akad, Sümer, Babil, Asur, Sasanî, Roma’dan sonra Müslüman egemenliğin etkin olduğu, inançların, kardeşliğinin sembolleştiği şehre, taşın inançla bütünleşmiş mimarîsinde kendisine “Tidu”, “Erdobe”, “Merdi”, “Merdio”, “Merdo”, “Merda”, “Merde” olmak üzere birçok isim verilmiştir.
Diyarbakır’ın ilk egemen kavmî bilinen Subarruların kurduğu söylenen Mardin, Mezopotamya Tarihi’nde sarp, alınması güç kalesiyle 8.000-9.000 Yıllık tarihe sahip, arkeolojik bulguların canlılığını koruduğu, Sümerlerle medeniyetin nevş u nema bulduğu Romalıların, Sasanîlerin, Arapların egemenliğine tanıklık etmiş, kendi içinde bu egemenliklerin arasında med-cezirler yaşamış, Hurri-Mitanni, Asur, Akad, Urartu, Sümer, Hitit egemenliklerinde savaşların eksik olmadığı coğrafyada daima sahip olunmak istenen bir şehir hüviyetindedir.
Savaşların merkezinde Roma-Sasanî istilalarıyla karşı karşıya kalmış şehir, Arapların şehri almasıyla sükûnete kavuşmuş, inanç yelpazesinde İslamiyet’le tanışmıştır. Emevî-Abbasî sonrasını Hamdanî, Mervanî saltanatı takip etmiştir. Selçuklu, Artuklu devamında Timur kuşatmasına direnen şehir, Karakoyunlularla Akkoyunluların hakimiyetinde kalmıştır. Kısa süren Safevî hükümranlığıyla Osmanlılara geçen Mardin, Cumhuriyete kadar işgal yüzü görmemiştir.
Beyaz taşın nakkaş elinde nakışını ve canlılığını bulduğu, çiçeğin, gülün, asma yaprağının renklendirdiği, hareket kazandırdığı mimarîsiyle binlerce senelik tarihin telmîhi olan konaklarda, evlerde sosyal yaşantının diğer coğrafyalardan farklılaştığı şehirdir, Mardin.
İnanç mozayiğinde günümüze ulaşabilirliğin ve beraberliğin halen her inanca açık ibadethaneleriyle tezyin edildiği Mardin, otantik yapısıyla bozulmamış, birçok yerleşim alanına mekân olmuş, şehirleşmenin getirdiği gecekondulaşmadan etkilenmemiş yapıda sahipliğini yaptığı tarihin canlı tanıklığının remzi, işareti olarak farklılığını diğer şehirlere göre daima korumuştur.
“Kartal Yuvası” olarak isimlendirilen Kalesi’ni, Kal’atü’l-Mara, Erdemeşt, Arur, Dara, Rabbat, Dermetinan, Savur, Aznavur, Rahabdium, Merdis, Haytam, el-Nıhman kalesi takip eder, bir zincirin halkaları gibi.
Dara’da şekillenmiş medeniyet, bölgede görülen yerleşik hayatın hala çözüm bekleyen büyüleyici sırrını ifşâ edememiştir, mevcut yapısıyla. Dara, keşfedilmeyi bekleyen antik kenttir, Mardin sınırları içinde. Dara’yı izleyen Fıtvar’da, Akbağ’da, Hofi’de, Zorava’da, Beşikkaya’da, Telbısım’da, Ramanus’da, Kefertut’ta, Dunaysır’da, olmak üzere mevcudiyeti belli yerleşim alanları höyüklerle bütünleştiğinde ilk akla gelenlerLinveyri, Şakolin, Firriye, Kefilmelep, Kefilsannur, Kefilmardin, Hapines, Tınat, Hop, kılıt, Hanika, Hanazanburi, Dirkup, Haramiye mağaralarıyla tarihin, turizme açılmayı bekleyen antik şehridir.
Hıristiyanlığın bilinen merkezlerinden olan Mardin Mor İliye, Mor Behnam, Surp Kevork, Protestan, Mar Hırmıs, Mor Mihayel, Mor Yuhanna Kiliseleriyle Mor Mihayel, Hammara, Mor Barbara, Mor Efram, Meryem Ana, Mor Dimet, Mor Cercîs, Deyr-i Umur, Mor Yakub, Deyr-i Zafaran, Seyde, Mor Behnam, Mor Evgin Manastırlarıyla İsevî İnancın birer sembolüdür.
Cami-î Kebîr, Babe’s-Sur, Latifiye, Şehidiye, Reyhaniye, Maristan, Emineddin, Nizameddin Begaz, Şeyh Salih, Kale, Sultan Hamza, Hamidiye, Süleyman Paşa, Şeyh Çabuk, Tekiye, Sultan Musa, Muhammed Hakîm Mansurî, Midyat, Zeynel Abiddin, Dunaysir-Koçhisar Camileriyle dünün bölge üniversitesi Kasimiye, Sıttî Radaviye, Şehidiye, Zinciriye, Altun Boğa, Şah Sultan Hatun, Husamiye, Muzaferriye, Melik Mansur Medreseleriyle İslamiyettin köklü yaşantısının medeniyet boyutunu oluşturur, mimarî bütünlük içinde.
Tabiatın doğal güzellikleri içinde insanı büyüleyen Zınnar Bahçeleri ve içinden eksik olmayan taş mimarînin su kültürüyle bütünleşmiş hali, Sadü’l-Mevkiî ile Firdevs Bahçeleriyle tamamlanır, Fahriye ile Ravza Mesire alanları, Gurs’ta şelalelerin eşlik ettiği mekânlarla kemâle erer. Arapçanın, Türkçenin, Farsçanın, Kürdçenin, Aramîcenin, konuşulduğu dil yelpazesinde kültürlerin aynı potada usul usul eridiği günlük yaşamda, “Sûk” ismi verilen çarşılarında, bedestenlerinde duygunun düşünceyle ifade hali olan kelâm, herkesin “Âhî” diye birbirini çağırdığı, yaşlıya hürmetin eksik olmadığı abbaralarda, dürüstlüğün ticarette Bağdad ile yarıştığı coğrafyada Mardin kuyumculukta, telkarîde, mimarîde, sözde, sanatta kendisini kabul ettirmiş, eserleriyle bunun tescilini gerçekleştirmiş şehirdir, aynı zamanda.
“Yola çıktım Mardin’e / Düştüm senin derdine” ile başlayan şarkıda hasretini dillendiren gencin Halime’ye tutkunluğunun, Sabiha’ya gönül bağlayan delikanlının saf ve temiz aşkının musıkîde yaşatıldığı şehirde folklorun unsurları giyimde-kuşamda oldukça zengindir.
Berrî’de mevsimin sıcaklığını keçi kılından dokunmuş çadırlarda Arab kıyafetiyle bembeyaz abalar içinde karşılayan insanı, uzayıp giden ovalarda hayvancılığa ve tarıma bağlı yaşamla şekillenmiştir, adeta.
Telkariye verilen emek ve harcanan göz nuru, mücevherata-altına gösterilen ihtimam, bakıra ustaların becerileri ile verdiği şekil, kalayla kazandırılan parlaklık, taşa verilen ruh halen dipdiriliğinden, canlılığından birşey kaybetmemiştir, Mardin’de.
Mimarbaşı Sarkis Lole’ye adeta teslim olan taşın sertliğini kaybederek ehlileşmesi, şehirde efsaneleşir halen. Hiçbir eğitim almamış Mimarbaşı Lole ile devam eden mimarî ustalık, nakkaşlık, bennelik, nahhatlık, Yusuf Gerzelo, Abdulcelil Kalo, Sait el-Abyad, Mimarbaşı Hanna, Cercis Sane, Abdulmesih, Abdé Velo, Şeyhmus Zeroké, Mehmed Atay ve Yusuf Kıdır olmak üzere birçok ismi günümüze taşır.
Mardin… Bir Tutam Mardin… Huzurun, sağlığın, kardeşliğin süreğen olduğu, Çan ile Ezan’ın aynı mekânda, zamanda insanı ibadete çağırdığı şehir…
Mardin… Bir Tutam Mardin… Anlatılması yaşanmadığı zaman oldukça güç bir şehir. Gezmeden, dolaşmadan belirtilenlerin hayalleri süslediği lakin insanın ruhunun teskîn olmadığı şehir…
Mardin’e giderseniz gündüz dolaştığınız yerleri geceleyin seyre dalın, semadaki yıldızların ışığının aydınlığında. Geceleri mimarî şaheser konakların, köşklerin, evlerin damlarında kurulan tahtlardan, seyredin şehri ve gökyüzünü.
Daracık sokaklarında yorgunluğunuzu serin abbaralarda bir nefes soluklanarak atın üzerinizden inişli-çıkışlı yürüyüşlerinizde. Dantele işlenen nakışların sûretinde taşlara iyice bakın ve alın terinin kutsiyetinin nakışlara canlılığını dünden bugüne nasıl getirdiğini görün.
Mardin… Bir Tutam Mardin…
Mardin, sizi güzelliklerini içinde saklayan gül bahçesi misali beklemektedir. Güzellikleri görme adına sizi davet etmektedir, lisân-ı hâl ile. Kültürüyle, folkloruyla, inanç zenginliğiyle, mimarîsiyle, zengin mutfağıyla, tarihin içinde asırlara yolculuğun merkezinde Mardin, gelen misafirlerini bekliyor.
Mardin… Bir Tutam Mardin…
……………………………………….
(*) Bu makale, Türkiye’de Çevre ve Şehir Dergisi’nin Şubat 2013 Tarihli 14. Sayısında yayınlanmıştır, www.cevrevesehir.com sitesinde Mardin’in güncel fotoğraflarıyla sunulmuştur.
14.03.2013

REKLAM ALANI