enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
32,8268
EURO
35,6725
ALTIN
2.537,88
BIST
11.089,53
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
31°C
İstanbul
31°C
Parçalı Bulutlu
Çarşamba Az Bulutlu
30°C
Perşembe Az Bulutlu
28°C
Cuma Az Bulutlu
28°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
31°C

Cennet Hayalimiz ve Gerçek Hayatımız / Peyami Bayram

Cennet Hayalimiz ve Gerçek Hayatımız / Peyami Bayram
REKLAM ALANI
05.09.2023
0
A+
A-

Malumdur ki herkesin en çok istediği ve arzu ettiği şeydir cennet gibi bir beldede yaşamak veya eninde sonunda cennete erişmek.
Cennet denilen yer ister inanan isterse tanrıtanımaz olsun her insanın yaşamak istediği muhteşem tabiat güzellikleri ile her türlü nimetten bol çeşitlerin sunulduğu güvenli bir ortamın adıdır insanların zihninde.
Hep böyle bir hayatı elde etmek için çalışıp çabalar insanoğlu. Ve elbette bunun yanında bir de ebedîlik arzusu insanın içinde mani olamadığı derin bir istektir.
Kısacası insanın içindeki en büyük arzu; hem ölümsüz olmak hem de en güzel nimetlerle en iyi yerlerde gönlünce yaşamaktır. Bunun her ikisinin de bu dünyada mümkün olabileceğini düşünmek tabii ki ham bir hayaldir. İnsanoğlu ihtirasla bu ham hayalin peşine koşmaktadır ilk atamız Hz. Adem’den beri.
Bir de şöyle bir mesele vardır; cennet insana peşin olarak ödenen bir lütuf mu yoksa yapıp ettiklerinin karşılığı olarak verilecek bir mükafat mıdır?
Bu soruyu sormak istemeyiz kendi kendimize. Sorunca zararlı çıkma ihtimali olduğundan mıdır bilinmez ama sanki bir ön kabulle en azından kendini cennete namzet bilir herkes. Bu elbette yanlış bir düşünce değil; evet, dünyaya gelen her insan cennete namzettir. Lakin bir kısım inanış şekillerine sahip insanlar namzetten öte adeta kendilerini muhakkak cennetlik olarak addederler. Bu tür inanışlar ahiret inancı olan müslim veya gayrimüslim hemen hemen tüm inanç müntesiplerinin arasında vardır. Adeta dünyaya gelişte cennetin bileti cebine konmuştur gibidir bu kimselere göre. İçine doğduğu ailenin/toplumun dini onların kurtuluşu için tek başına yeterli bir sebeptir. Hiçbir özel çaba sarf etmese de sadece o ailenin, o kavmin veya o dinin bir ferdi/müntesibi olmak kafidir cennete gitmek için.
Oysa bu bir aldanıştır. Sadece boş ve kuru bir avuntuyla bir ömür boyu kendini oyalar böyle insanlar. Hiç düşünmek de istemezler ki bu hayal dünyasının verdiği mutluluktan çıkmasınlar.
Zaten bu inanışlarına uygun bir Tanrı da beklemektedir onları cennette. Zat-ı âlilerini baştan ayrıcalıklı yaratan bu Tanrı ölüm sonrasında da aynı ayrıcalıklı konumlarına uygun bir ebedî yaşam verecektir onlara. Ne de olsa cennet en baştan hakkıydı ya onların.
Halbuki her şeyin bir ücreti, bir bedeli vardır insanoğlunun yaşadığı dünyada. İnsan bunu düşünse cennete erişmenin de ödenmesi gereken bir bedeli olduğuna akıl yetirebilir.
Allah insana bu dünyayı kavrayacak kadar akıl vermiş, bu hayatta neler olduğunu/olabileceğini sezinleyecek kadar da önsezi/feraset ile donatmıştır.
Çok çaba sarf etmeli, ince düşünmeli ve hassas davranmalıyız. Zira hayat çok kısa.
Ölüm ise ansızın karşımıza çıkmak için pusuda bekliyor.
Bakın ne diyor Allah’ın alemlere rahmet olarak gönderdiği elçi;
“Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selâmı yayınız!”
Evet, bu aynı zamanda bir manifesto. Sevgiyi esas alarak özverili bir yaşam sürmenin gerekliliğini söylüyor bu hadiste Allah resulü Hz. Muhammed.
Bu sevgi öyle ‘kuru kuru gadan alırım, takır tukur kurban olurum’ gibi boş ve temelsiz değil bilakis insanın emek sarf etmesi, zamanından, konforundan, malından ve gerekirse canından fedakarlık etmesi ile ispat edilesi bir sevgidir. Bu bedeli öde(ye)meyenin cenneti hayal dahi etmesi beyhudedir.
Bakın modern dönemde selam vermeyi, selam almayı dahi beceremeyen bir toplum olduk maalesef. Sevginin en zahmetsiz tezahürüdür oysa selamlaşmak ve insanlara tebessüm etmek.
Gelin güler yüzle herkese selam verelim de bu dünyadaki süremizi doldurup tekrar diriltileceğimiz ebedî alemde selam verip selam aldığımız gülen yüzler karşılasın bizleri.
Ebedîlik için ise bitip tükenmesinden korktuğumuz şeyleri paylaşmalıyız ki bitip tükenmeyen bir hayatı bahşetsin bize alemlerin rabbi olan Allah.

 

 

REKLAM ALANI