enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
16,7511
EURO
17,5200
ALTIN
964,44
BIST
2.439,57
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
29°C
İstanbul
29°C
Açık
Cumartesi Açık
28°C
Pazar Açık
27°C
Pazartesi Açık
28°C
Salı Parçalı Bulutlu
29°C

Seçim Bizi Kurtarır mı? / Peyami Bayram

Seçim Bizi Kurtarır mı? / Peyami Bayram
REKLAM ALANI
28.04.2022
0
A+
A-

Türkiye’de son zamanlarda bir kaç sorun çok belirgin bir şekilde öne çıktı;
1. Yüksek enflasyon neticesinde geçim şartlarının güçleşmesi,
2. Özellikle diplomalı gençlerin gittikçe artan sorunu olan; işsizlik. Buna bağlı olarak yurtdışında yeni bir hayat kurma hayali,
3. Hukuk sistemindeki tutarsızlıklar nedeniyle adliyeye olan güvensizlik,
4. Hayat pahalılığından işsizliğe kadar pek çok sorunla ilişkili olduğu düşünülen ülkemizdeki göçmen fazlalığı,
Bunların ardı sıra daha pek çok sorun vardır elbette ama benim gözlemlediğim toplum içinde öne çıkan ve bütün sohbetlerde dönüp dolaşıp gelinen konuların başında yukarıda sıraladıklarım gelmekte.
Bu sorunların çözümü nasıl olur, kim çözer, ne kadar sürede çözülür gibi soruların cevabını zaten siyasetçisinden akademisyenine, öğrencisinden çalışanına, köylüsünden kentlisine, yaşlısından gencine herkes biliyor(!). Sohbetler derinleştikçe herkesin o derin bilgisi ve keskin zekası öyle müthiş çözümler üretiyor ki bir anda memleket cennete dönüşecek sanırsın.
Hayır, hiç kimse konuşmasın, eleştiri yapmasın, fikrini ve çözüm önerisini söylemesin falan demiyorum asla. Bilakis herkes bildiği kıymetli her bilgiyi ortaya koysun, varsa tecrübelerini paylaşsın, projeleri varsa önersin.
Fakat gerçekte durum nasıl bizde;
Seçime kadar sayısız vaatlerle yola çıkan siyasetçiler işbaşına gelince yüce konjonktür hazretlerine boyun eğerler ve eski düzeni devam ettirirler. En azından benim hatırladığım 40 yıllık dönemde gözlemlerim bu yönde.
Neden mi böyle?
Çünkü yukarıda sıraladığım sorunlar tek bir sebeple ortaya çıkmış şeyler değildir ve çözümü de seçim vaatleri kadar kolay ve kısa süreli değildir. Bu sorunların çözümü hem sistemsel olarak köklü değişim/dönüşüm ister hem de uzun bir zaman gerektirir. İşte buna siyasetçinin köklü değişim için uygulanabilir bir projesi olmadığı gibi uzun zamana yayılmasına da tahammülü yoktur.
Peki, neden?
Burada da seçmen sorun olarak çıkıyor karşımıza.
Evet ya, seçmen, yani halk, yani biz.
Biz;
içinde bulunduğumuz sorunların sıkıcı hatta boğucu bir hale gelip de nefes bile alamadığımız bir durumda kurtuluş için arayışlara başlarız;
en kolayı da; bir kurtarıcı gelsin, bizi bu halden kurtarsın düşüncesidir(aslında düşüncesizliği), hem de acilen.
Tıpkı suda boğulmak üzere olan bir kişiye can simidi gibi bir kurtarıcının iyi gelmesi gibi.
Kurtarıcı olunca suya niçin düştü, nasıl düştü ya da düşürüldü gibi sorgulamalara gerek kalmaz. Tekrar düşersem kendim çıkayım, yüzmeyi öğrenmeliyim gibi bir zahmete de gerek yok, nasılsa cankurtaran var!
İşte böyle bizim hikayemiz.
Ne sorgulayıp analiz ederek sorunun kökenlerine ineriz ne de uzun vadeli köklü ve kalıcı çözümleri isteriz. Çünkü köklü çözümler çokça ter dökmeyi gerektiren emek ister, bilim ister, felsefe ister, sanat ister, ister de ister. Ama daha önemlisi konforunu kaybetmeyi göze almak ister. Bu da yetmez; ulaşılmak istenen hedefe sabırla, ilk günkü gibi aynı azim ve kararlılıkla çalışmak ister.
Oysa biz ne isteriz?
Bizimkiler işbaşına gelsin, biraz da bizim saltanatımız sürsün.
Bizim konforumuz bozulmasın da birileri bir şeyler yapsın(nasıl oluyorsa?) ve çabucak, bir anda her şey düzelsin.
Oysa sorunlarımızın çoğu uzun vadede toplum olarak köklü değişim ve dönüşümlerle çözüme kavuşturulabilir şeylerdir.
Kısacası kendi dışımızda seçtiklerimize yüklediğimiz kurtarıcı sorumluluğu ile üzerimize düşen sorumluluklardan kaçmak bizim en büyük sorunumuzdur/sorumsuzluğumuzdur zannımca.
İçimizde olanı değiştirmediğimiz müddetçe dışımızda gerçekleşen ve gerçekleşecek olanlar bizi sorunlarımızdan ve sorumluluklarımızdan kurtarmaz. Kurtaramaz!
Bizi kurtaracak seçim ancak akleden bir kalple sorunların kökenini cesaretle ve ferasetle sorgulayarak ilmin ışığında çözüm arayışında kararlı olmaktır.

Yüz on yıl önce de aynı haldeymişiz ki İstiklal Marşı şairimiz merhum Mehmet Akif Ersoy şöyle seslenmiş:
Âtîyi (geleceği) karanlık görerek azmi bırakmak…
Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak.
Dünyâda inanmam, hani görsem de gözümle:
Îmânı olan kimse gebermez bu ölümle:
Ey dipdiri meyyit(ölü)! “İki el bir baş içindir”
Davransana… Eller de senin, baş da senindir!
His yok, hareket yok, acı yok… Leş mi kesildin?
Hayret veriyorsun bana… Sen böyle değildin.
Kurtulmaya azmin, niye bilmem ki, süreksiz?
Kendin mi senin, yoksa ümîdin mi yüreksiz?
Âtîyi karanlık görüvermekle apıştın!
Esbâbı(sebepleri) elinden atarak ye’se(ümitsizliğe) yapıştın!
Karşında ziyâ(ışık) yoksa, sağından, ya solundan,
Tek bir ışık olsun buluver… Kalma yolundan.
Âlemde ziyâ kalmasa, halk etmelisin, halk!
Ey elleri böğründe yatan, şaşkın adam, kalk!

Kalkalım ve önce elimizi, yüzümüzü yıkayıp paklayıp yeniden dirilişin yollarını arayalım.
İlk seçim bugün!
Ve unutmayalım: bu bizim için son seçim!

28 Nisan 2022
https://bayramist.blogspot.com/2022/04/secim-bizi-kurtarir-mi.html

REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.