enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
32,7682
EURO
35,0901
ALTIN
2.459,44
BIST
10.471,32
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
29°C
İstanbul
29°C
Parçalı Bulutlu
Pazar Açık
30°C
Pazartesi Açık
30°C
Salı Az Bulutlu
29°C
Çarşamba Az Bulutlu
29°C

Sezai Karakoç Evi ve Duyarsızlık / M. Ali Abakay

Sezai Karakoç Evi ve Duyarsızlık / M. Ali Abakay
REKLAM ALANI
15.06.2023
0
A+
A-

Kültür Âlemi, parsellenmiş, taraflar arasında

Parsel parsel dünyayı bölüşenlere karşı, ” Bir dikili taştan gayrı nem kaldı?” Diye sorar, Mahzunî Şerif.
Kültür, sanat ve edebiyat çevreleri, her şeyi gönlünce parsellemis, herkes kendi mahallesinde kendi şarkılarıyla mutluluk oyunu içinde.
Birbirine ödül verenler, birbirini ululayan, yere ve göğe sığdırmayan, gerektiği durumlarda ortalığı velveleye ve curcunaya çevirenler…
Merhum Karakoç’a dair hayatta iken birçok makale kaleme almıştık. Aynı toprakların insanı olmanın gereğiydi, bu.
Vefatından birkaç gün önce yazdığımız gazetede çalışmalarımız haberleşti.
Son kez görebilmek için hazırlığımızı yaptık. Hafta sonu İstanbul’a gidecekken vefat haberi geldi.
Babaevinin yerini tespit etmiş, sevenlerine bunu duyurmuştuk.

Bekledik, uzun zaman.

Vefatıyla birlikte ulusal basında(?) haķkında çarşaf çarşaf sayfalar, köşe yazıları, haberler…
Televizyonlarda ardı arkası kesilmeyen programlar…
Sempozyumlar, toplantılar, “Bu şehir senin o şehir benim.” gezileri.
Çalakalem hazırlanan kimi kitapların basımları ve yenilenen kimi kitapların ilâveli basımları…
Diriliş Halkası’nda bir görünüp kayıplara karışanların birden bire ortaya çıkıp isimlerini ön plâna çıkartan konuşmaları…
Hayatını idealine adamış bu Fikir Adamı, Şehzadebaşı Cami Haziresi’nde şimdi.
Biz, çoğu kimsenin bilmediği baba kabrini ziyaret ederken, adına sempozyum düzenleyenlerin ve bildiri sunanların çoğunun kabirden haberdâr olduğunu sanmıyoruz, halen.
Memleketine gelirken gitmeden rahat etmediği ve “Makamda” adını verdiği eserine ilham kaynağı olan Zülküfü’l- Nebî’nin bir zaman çekildiği dağı gören bildiri sahipleri, yazılarında sıklıkla bahsetse de görmemiştir, Makam Dağı’nı.
Karakoç ismine dair bildirilerinle sempozyuma katılan birçok isim Ergani’de geziye katılır da bu Makam Dağı’nı görmez.
Dağ’a yaya gidilmiyor, tırmanılmıyor.
Araçla sıfır noktasına varılıyor, birkaç dakikada.
Ergani’nin her noktasında görünen ve kilometrelerce uzakta seçilen Makam Dağı, ulaşılmaz değildir.
Ergani’ye varan bu kimi bildiri sahiplerinin en son Diyarbakır’da düzenlenen Ergani Sempozyumu’nun gezi yeri Ergani’de ismine açılan odada sergilenen kitaplarını, kimi belgeleri merak saîkiyle görmediğini biliyoruz, ne denli sempozyuma katılmasak da, Sezai Karakoç Sempozyumu’na da dahil olmasak.

Derdimiz ne, meselemiz ne?

Biz, kendi araştırmalarımızla hemhâl biçimde, konuyla ilgilendik, çalışmalarımızı sürdürdük.
Şiirlerini okuyup, mesut ve mutlu olanların çoğunun ekseriyesinin yazdığı kitapları okumadığını da bilir gibiyiz.
Onun yazdıķlarını edebî yönden inceleyenlerin fikrî olarak ortak noktalarda uzlaşıp uzlaşmadıkları önemli değil, aslında. Bu düşünülemez, bir durum.
Diriliş Halkası’na mensubiyeti kabul ettiğini, bildirileriyle konferanslarıyla ifade eden kimilerinin mevzuu bu olunca suskunluğunu dut yemiş bülbül halleri, insanın kanına dokunmaz mı?
Salonlarda şiirleri okunan Karakoç’u, vefatından kısa zaman geçince unutur hale gelmenin lamı ve cimi ne ola?
Bir vesile ile Ergani’ye gelen misafirlere gezi sonunda Babaevi gezdirildi.
Dışı beyaz taştan yapılan toprak damlı üç bitişik evin ilki.
Toprak damlı üç evin üstü beton tablayla sağlamlaştırılmış.
Babaevinin iç kısımları temelden taş ve kerpiçten oluşmakta.
Her bir odada ahşap dolaplar eksik değil.
Ahşap eklentilerin çoğu özelliğini korumakta.
Son depremle birlikte yer yer çatlaklar ve giriş kısmında tahribat mevcut.
Evin durumu, diğer iki evle aynı biçimde.
Sokağa bakan, sonradan yapılmış üç katlı betonarme ev, hatıralarında geçen ağıl yerine kondurulmuş.
Kurt ve Lamba Yazısını okuyan kimileri, meydana gelen olayı en ince ayrıntılarla ele alan Karakoç’un hatıralarını da okusa iyi olur ki zihinleri açılsın.
Hatıralar I-II’de bir araya getirilenleri biz Diriliş Dergisi’nde okuduk.
Bu hatıralarda geçen bahçeyi de görmeniz mümkün şimdi.
Bahçenin bir üstündeki tarihî çeşme, yakın zamanda marifet ehli olanlarca ortadan iftihar edilecek şekilde kaldırılmış, yerine geliş ve gidişi kolaylaştıracak sokak genişlettirilmiş, üstüne sokak parke taşları ustalıkla döşenmiş.
Bu çeşmenin ne zaman ortadan kaldırıldığını merak eden araştırır ve öğrenir, eninde-sonunda.
Bu ev ortada, akrabalarının evleriyle aynı sırada.
Karakoç ile bu evde aynı havayı soluyanlar, aynı tencereden yemek yiyenler, aynı sokakta yürüyen, birlikte sevinen, beraber üzülen yakınları yok mu, hayatta?
Biz, tanıyoruz ve konuştuğumuz da olur.
Bu sempozyumlara ve anmalara davet edilirlerse, ilk elden anlatacakları, üçüncü kişilerin anlatımları yanında önemsiz mi?

Diriliş’i edebî ekol mü görürler fikrî hareket mi?

Bu kimin ne anladığına bağlı bir durum…
Yakınları, akrabaları hayatta iken dinlenemezler mi?
Hep üçüncü, dördüncü, beşinci insanlar mı, anlatacak Karakoç’u?
Biz, evinin tespitinin basında ve sosyal medyada büyük ses getireceğini var sayıyor idik.
Vefatıyla birlikte gazetelerin kupürlerinden oluşan bir çok dosyaya göz gezdiriyorum.
Vefatı sonrası ” Üstad” bildikleri Karakoç’un memleketine kaç kişi gelmiş, gazetelerde haberleri, açıklamaları ve yazıları çıkanların?
Biz, bu şehir araştırmalarımızı birçok şehirle birlikte yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz.
Kalabalıklara heyecan içinde Karakoç’u anlatan kimilerinin, şiirlerini ezberleyip övünenlerin, kendilerini bu hususta konuşma hakkına sahip görenlerin, ismine kitap yazanların, ismine dergi özel sayısı çıkaranların, televizyonlarda saatlerce konuşanların samimiyeti Karakoç’un memleketine gelip gelmemekte görülebilir.
Biz, vefâ ehli öğrencileriyle bir arada iken kendisini rahmetle andık, her vesile ile anmaya devam edeceğiz.
İsminden rant elde etme meraklısı medyatik show-menler de olacaktır, kuşkusuz.
Merhum Karakoç için elimizden gelen bu oldu.
Daha fazlası için imkânımız olursa, gereği yapılacaktır, memleketinde.
Söz, geride bıraktığı, fikrinin takipçilerinde, Dirilişle bu güne gelen gençlerde.

REKLAM ALANI