enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
32,1976
EURO
35,0210
ALTIN
2.501,81
BIST
11.067,02
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
25°C
İstanbul
25°C
Parçalı Bulutlu
Çarşamba Az Bulutlu
22°C
Perşembe Az Bulutlu
22°C
Cuma Az Bulutlu
23°C
Cumartesi Az Bulutlu
22°C

Tedarikler virüsle imtihanı

Tedarikler virüsle imtihanı
REKLAM ALANI
07.03.2020
0
A+
A-

Dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan Çin hem tedarikçi hem de pazar olarak küresel ekonominin çok önemli bir merkezi. 1978’de küresel ekonomiye uyum sağlamak için reform yapması ve ihracat odaklı kalkınma modelini benimsemesi, ardından 2001’de Dünya Ticaret Örgütü’ne (DTÖ) üye olması, Çin’in geldiği aşamada iki önemli dönüm noktası kabul ediliyor. Bugün küresel üretimin yüzde 35’ini, küresel tüketimin ise yüzde 10’unu Çin oluşturuyor. Çin, 2009’da dünyanın en büyük mal ihracatçısı, 2013’te en büyük mal ticareti ülkesi oldu. IMF’nin açıkladığı ‘Satın Alma Gücü Paritesi’ açısından, 2014’te ABD’yi geçerek dünya birinciliğine yükselmesi de ekonomik başarılarında yine önemli bir viraj oldu.

İhracat odaklı kalkınma modeli, Çin’i bugün küresel üretim üssü haline getiren en önemli parametreler arasında. Çin, 1995’ten bu yana dış ticaret fazlası veriyor. Dış ticaret fazlası 1990’larda yıllık yaklaşık 30 milyar dolar seviyesindeyken, 2000-2010 arasında yıllık 300 milyar dolara, 2015-2017 arasında yıllık 400 milyar dolardan 600 milyar dolara yükseldi. Döviz rezervi ise 2000’de 159 milyar dolardan 2017’de 3 trilyon doların üzerine çıktı. Çin, 65 ülke için en büyük ithalat kaynağı, 33 ülke için ise en büyük ihracat pazarı konumunda da bulunuyor.

Çin’in Hubei eyaletindeki Wuhan şehrinde ortaya çıkan ve kısa sürede yayılan Wuhan koronavirüs salgını hem küresel sağlığın hem de küresel ekonominin en büyük tehdidi haline geldi. Çin’in küresel tedarik zincirinin adeta merkezinde olması dünyanın birçok ülkesindeki üretimi de etkiledi. IHS Markit’in raporuna göre, ekonomik etkiyi 2003’te Çin’de ortaya çıkan SARS salgını ile kıyaslamak doğru değil. Çünkü Çin, 2003’te dünyanın altıncı büyük ekonomisiydi ve küresel ekonominin yüzde 4.2’sini oluşturuyordu. Oysa bugün Çin dünyanın ikinci büyük ekonomisi. 2019’da, küresel ihracatın yüzde 13.7’sini (2.524 trilyon dolar, küresel ithalatın yüzde 9.1’ini (1.674 trilyon dolar) sağlamış durumda. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Dairesi’ne göre, SARS salgını döneminde, Çin dünya çapında ihraç edilen tüm imalat sanayi ürünlerinin yüzde 8’inin kaynağıydı. 2018’de bu rakam yüzde 19’a yükseldi.

Wuhan koronavirüs salgınından önce, yakın dönemde dünya ülkeleri SARS, MERS ve Ebola salgını ile mücadele etti. 2003’te Çin’de ortaya çıkan SARS virüsü yaklaşık 800 kişinin ölümüne sebep olmuş, küresel ekonomiye 50 milyar doların üstünde zarar vermişti. Güney Kore’de 2015’teki MERS virüsü salgınında 38 kişi ölmüş, 8.5 milyar dolarlık da ekonomik kayıp yaşanmıştı. Ebola salgını ise 2014-2015 yıllarında üç Batı Afrika ülkesi; Gine, Liberya ve Sierra Leone’de büyük bir hızla yayılmış, 11 binden fazla insanın ölümüne sebep olmuştu. Salgının üç Batı Afrika ülkesi ekonomisine 53 milyar dolar zarar verdiği de aktarılmıştı.

Çin, dünyanın en büyük ihracatçı ülkesi olmasının yanı sıra 2010’dan bu yana pazar özelliği ile de dikkat çekti. Dünya Bankası verilerine göre; küresel hane halkı tüketiminin sadece yüzde 10’unu oluştursa da, 2010’dan 2017’ye kadar küresel hane halkı tüketim artışının yüzde 31’ini sağladı. Otomotiv, lüks ürünler ve cep telefonları da dahil olmak üzere birçok kategoride Çin, küresel tüketimin yaklaşık yüzde 30’unu oluşturan en büyük pazar haline geldi. Çin özellikle çok uluslu şirketler için hem üretim üssü hem büyük bir pazar.

Çin ile dünya arasındaki risk ilişkisinde dengeler, Çin’in DTÖ’ye katılmasını izleyen süreçte değişti. McKinsey’in raporuna göre, 2000’de ticaret, teknoloji ve sermaye açısından riske maruz kalma endeksi Çin için 0.8 iken, dünya için 0.4’dü. Aynı endeks artık Çin lehine değişti. 2017’de Çin için 0.6’ya düşerken, dünya için 1.2’ye yükseldi. Dünya Çin’den, Çin’in dünyadan etkilenmesinden daha fazla etkileniyor.

Türkiye ile Çin arasındaki ekonomik ilişkilere baktığımızda 2019’da, 21.1 milyar dolarlık bir dış ticaret hacmi gerçekleşmiş. Türkiye, 18.5 milyar dolarlık ithalatına karşılık 2.6 milyar dolar ihracat yapmış. Yani, Türkiye aleyhine 15.9 milyar dolarlık bir dış ticaret açığı var. Genel dış ticaret tablosunda ise Türkiye’nin ihracatında Çin’in payı yüzde 1.5 iken ithalattaki payı ise 9.1 olmuş. Dış ticaret açığı verilmesine rağmen, Çin yarı mamul ve hammadde sağlayıcısı olarak Türkiye’nin de önemli bir tedarikçisi konumunda bulunuyor. Çin’e ihraç edilen mal grupları içerisinde mermer, bakır cevheri, demir ve çelik, değerli metaller, giysi ve türevleri, motor parçaları, tarımsal ürünler, sağlık ürünleri ve altın gibi ürünler yer alıyor. İthal edilen mallar arasında ise; bilgisayar, telefon, elektrikli aletler, makinalar ve mekanik cihazlar, yayın ekipmanları, yarı iletken aygıtlar, demir ve çelik malzemeleri, kimyasal maddeler, hayvan ve tarım ürünleri, kara taşıtları aksam ve parçaları, optik ve tıbbi cihaz parçaları, kağıt ve karton gibi ürünler bulunuyor. Dikkat çeken başka bir veri ise 2016’da 23.1 milyar dolar olan dış ticaret açığı, 2017’de 20.4 milyar dolara, 2018’de 17.8 milyar dolara, 2019’da 15.9 milyar dolara düşmüş. Yani dış ticaret açığında son üç yılda yüzde 31.1’lik bir azalma olmuş. Aynı dönemde iki ülke arasındaki dış ticaret hacmi ise yüzde 23.8 küçülmüş.

REKLAM ALANI