AB Yapay Zekâ Yasası’nın 50. maddesi kapsamındaki şeffaflık yükümlülükleri uygulanmaya başladı. Yapay zekâyla üretilen görsel, video, ses ve belirli metinlere makine tarafından okunabilir işaret konması zorunlu. Kural, çıktısı AB’de kullanılan her sistemi kapsıyor.
Avrupa Birliği’nin 1 Ağustos 2024’te yürürlüğe giren Yapay Zekâ Yasası’nın şeffaflık yükümlülükleri, 2 Ağustos 2026 itibarıyla uygulanmaya başladı. Düzenlemeye göre yapay zekâ tarafından üretilen ya da değiştirilen fotoğraf, video, ses kaydı ve belirli metin içeriklerine, bunların yapay zekâ üretimi olduğunu gösteren makine tarafından okunabilir işaretler eklenmesi gerekiyor. Sohbet botları, kullanıcıya bir insanla değil yapay zekâyla konuştuğunu etkileşimin başında bildirmek zorunda. Deepfake içeriklerin açıkça etiketlenmesi zorunlu.
AB Komisyonu, 2 Ağustos 2026’dan önce piyasaya sunulmuş sistemler için teknik işaretleme yükümlülüklerinde 2 Aralık 2026’ya kadar geçiş süresi tanıdı. Yasa, sistemin çıktısı AB içinde kullanılıyorsa AB dışındaki sağlayıcıları da kapsıyor; kurallara uymayan firmalar para cezasıyla karşı karşıya. Yalnızca kişisel amaçla kullanım ile sanatsal ve hicivsel içerikler kapsam dışında tutuldu.
Türkiye ve Almanya pazarlarında çalışan dijital pazarlama uzmanı Gökhan Aralık, Türk ihracatçıların düzenlemeyi büyük oranda fark etmediğini belirterek şunları söyledi: “Reklamınız Münih’teki bir tüketicinin ekranında görünüyorsa kural size de işliyor. Yapay zekâyla üretilmiş bir ürün görseli, sentetik bir tanıtım videosu ya da gerçek müşteri gibi sunulan yapay bir yorum artık hukuki risk. Türkiye’de e-ticaret için yapay zekâ destekli reklamlarda şeffaflık kuralları 1 Ağustos’ta zaten başladı; AB tarafı bunun üzerine geliyor.”
Gökhan Aralık’a göre asıl risk hukuki değil ticari: “Alman tüketici bir reklamın yapay zekâ ürünü olduğunu fark edip bunun belirtilmediğini gördüğünde markayı bir daha ciddiye almıyor. Yasa bu refleksi hukuka dökmüş oldu.”
Aralık, düzenlemenin bir fırsat da taşıdığını belirtti: “Kuralları erken uygulayan Türk işletmesi, Avrupa’daki rakiplerinin çoğundan önce şeffaf marka konumunu alabilir. Etiket bir yük değil, güven işareti olarak kullanılabilir. Ama bunun için önce kuralın varlığından haberdar olmak gerekiyor.”