Kürt sorununa, özelde de PKK’nın tüm bileşenlerini oluşturan kişilerin hukuki durumu da başta olmak üzere örgütün tamamen silah bırakmasını öngören “çerçeve yasa” Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Süreç ile ilgili oluşturulan kurulun ilk toplantısının 24 Ağustos 2026 Pazartesi günü yapılacağı belirtildi.
Yukarıda da değindiğimiz üzere, bu yasa, terör sorunundan azade olarak ortaya çıkan Kürt sorununu kapsayan konulardan ziyade örgütün kendisini fesh etmesi sonucunda, silahların bırakılmasını merkeze alan; çeşitli noktalarda bulunan örgüt üyelerinin hukuki durumuna odaklanmış bulunmaktadır.
Şimdiden işe çıplak gözle bakıldığında, salt bu yasanın sadece örgüt üyelerinin durumunu bir netliğe kavuşturulması anlamına geldiği düşünülecektir.
Dünyanın çeşitli bölgelerinde var olan ve bir şekilde bitirilen “terör” olaylarının bitimi sürecinde her ülkenin kendine özgü bir yaklaşım biçiminin ve buna yönelik uygulamalarının olduğu ve bunlara yönelik raporların hazırlanmış olduğu bilinmektedir.
Bazı ülkelerde yapılan karşılıklı görüşmelere “iç taraflar”la birlikte BM ve dünyada bu konularda tecrübeleri bulunan uluslararası STK’ların da katıldığı ve sürecin uygun bir şekilde tamamlanmasına katkı sundukları da bilinmektedir.
O süreçlerin tamamlanması, büyük oranda silahların tamamen devre dışı bırakılması ve akabinde belli bir sonuca ulaşılması ile “silah bırakan tarafın” içerisinden çıktığı ve belli bir oranda mağdur olmuş bulunan bir halkın, çevrenin ve kitlenin kullanması gereken kültürel vb. haklarının teminat altına alınıp anayasa çerçevesinde yasal bir statüye kavuşturulduğu söz konusudur.
Yani, önce silahlar bırakılacak, örgüt kendisini tamamen feshedecek ve bu durum oluşturulan kurullar tarafından sahada teyit edilecek ve sıra atılması gereken adımların kararlılıkla, azimle ve işi anayasal zeminde temellendirilerek sonuca ulaşılacaktır.
Bunun böyle olacağını, dünyadaki örneklere bakarak tahmin etmek hiç de zor değil.
Ama “çerçeve yasa”da öncelikli olarak örgütün silah bırakması ve örgüt üyelerinin hukuki durumlarının işlenmesi söz konusu edilmiş olup ve bunun yanında Kürt halkının elde etmesi gereken haklarından hiçbir bahis açılmamış olmasına bakıldığında, yasanın görünür şekilde örgütün feshi üzerinden deruhte edildiği izlenimi oluşmaktadır.
Bu yasa çıkmadan önce, mecliste temsil hakkı bulunan birçok partinin ve çeşitli STK’ların sorunun çözümüne yönelik dile getirilen görüşlerinin bir şekilde kemale ermiş şekli olarak ortaya çıkan yasanın, Kürt halkını birçok açıdan anayasal zeminde ülkenin sahiplerinden biri olarak devletin kurucu ortağı olarak değerlendirmesi önemli olup bir örgütün silah bırakması durumuna indirgenmemelidir.
Zira daha sonra kesintiye uğraması sonucunda rafa kaldırılan “Kürtlerinde bu devletin kurucu ortağı” olduğu yönünde devletin üst yönetimi tarafından verilen sözlere bakıldığında; Kürt halkının hem fıtri, hem de anayasal temeli bulunması gereken haklarının verilmesi/elde edilmesi, ister istemez kendisine çerçeve yasada yer bulmalıdır.
Bunun olması için, çerçeve yasanın örgütün silah bırakması konusu ile birlikte bu konuyu da içermesi gerekmektedir.
Devam edecek…