1. Çatı GES yangın riski istatistiksel olarak çok düşük; gereksiz itfaiye raporu bürokratik settir.
2. Standart konut ve ticari çatılar, kimya tesisleri gibi yüksek riskli alanlarla aynı kefeye konulmamalı.
3. AB, Almanya, ABD vb.de mesken tipi GES’ler için itfaiye onayı genelde zorunlu değil, güvenlik mühendislik standartlarıyla sağlanıyor.
4. İtfaiye raporu dayatması, yenilenebilir enerji yatırımlarını yavaşlatan verimsiz bir evrak yüküdür.
5. Güvenlik, kurum imzasıyla değil; sertifikalı ekipman, yetkin kurulum ve teknik denetimle sağlanır.
6. Mevzuat, evrak odaklı değil; risk temelli ve sadece yüksek tehlike sınıfındaki yapıları kapsayacak şekilde güncellenmeli.
7. Dağıtık enerji seferberliği için bürokrasi azaltılmalı, standart çatı GES’ler itfaiye raporundan muaf tutulmalı.
Yukarıda Bahsi geçen haber ve rapor sonuçlarında da çok net ifade edildiği üzere, uluslararası standartlara uygun şekilde projelendirilmiş ve devreye alınmış çatı tipi güneş enerjisi (GES) sistemlerinde yangın riski istatistiksel olarak son derece düşüktür. Ancak ülkemizdeki uygulama pratiklerine baktığımızda, bu düşük riske rağmen standart projelerde dahi genel bir “İtfaiye Uygunluk Raporu” zorunluluğu dayatıldığını görüyoruz. Bu durum, rasyonel bir risk analizinden ziyade, yenilenebilir enerji yatırımlarının ve makroekonomik yeşil dönüşümün önüne çekilmiş ciddi bir bürokratik settir.
Mühendislik ve enerji politikaları perspektifinden değerlendirildiğinde, doğru olan yaklaşım tüm projeleri aynı risk torbasına koymak değildir. İtfaiye raporu; yalnızca yanıcı ve patlayıcı madde depolanan endüstriyel tesisler, kimya fabrikaları veya spesifik tehlike sınıfı yüksek olan özel çatılar için zorunlu tutulmalıdır. Standart bir ticari işletmenin, deponun veya konutun çatısına kurulacak sistemlerde evrak üzerinden yürüyen hantal bir onay süreci beklemek, hem itfaiye teşkilatları üzerinde verimsiz bir iş yükü oluşturmakta hem de yatırımcının motivasyonunu kırmaktadır.
Bugün güneş enerjisinde ve dağıtık üretim modellerinde öncü konumda olan ekonomik gelişmiş ülkelere baktığımızda özel durumlar hariç ve büyük projeler hariç böyle bir bürokratik bariyer görmeyiz. Yani AB, ABD, Almanya vb.nde standart ve mesken tipi çatı GES projeleri için kurulum öncesi ve sonrasında itfaiye teşkilatından genelde bir rapor veya onay istenmez. Orada sistem güvenliği bürokrasiyle değil; elektrik mühendisliği standartlarına uyum, sertifikalı ekipman kullanımı, kurulumu yapan yetkin firmaların yasal sorumluluğu ile temin edilir.
Şebeke esnekliğini artırmak ve enerjide bağımsızlığı sağlamak için dağıtık üretim kapasitesini hızla artırmamız gereken bir dönemdeyiz. Güvenlik, projenin başında alınan bir kurum imzasıyla değil, yüksek mühendislik disiplininin sahada bilfiil uygulanmasıyla sağlanır. İlgili mevzuatımızın evrak odaklı yapıdan kurtarılıp, teknik standartları merkeze alan ve sadece yüksek riskli yapıları izole eden modern bir vizyonla acilen güncellenmesi gerekmektedir.