Anadolu kültürünün kadim hafızasında nice hazineler saklıdır; bu hazinelerin bir bölümü de hemen herkesin duyup bildiği atasözlerinde gizlidir.
Atasözlerini gerçekten severim; çünkü kelimelerin sihrine inanırım. İki tanesine bakalım.
“Aklın yolu birdir.”
Doğru ve mantıklı olan yol tektir; bu nedenle sağduyuyla düşünen insanlar çoğu zaman benzer sonuçlara ulaşır. Gerçekten doğru analiz edildiğinde, farklı zihinlerin vardığı doğru karar çoğu zaman aynıdır.
“Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır.”
Kimsenin yöntemine peşinen yanlış diyemeyeceğimizi, herkesin kendine özgü bir düzeni olduğunu anlatır. Aynı hedefe yürüyen insanlar, aynı yolu kullanmak zorunda değildir. Sonuç ortak olabilir; fakat o sonuca götüren uygulama, kişinin karakteri, disiplini, tecrübesi ve yeteneğiyle şekillenir.
Merhum Avusturyalı yönetim bilimci Peter Ferdinand Drucker da benzer bir bakış açısıyla, yönetimin en temel ilkelerinden birini şu sözle özetlemişti:
“Strategy is a commodity, execution is an art.”
“Strateji bir emtiadır; uygulama ise bir sanattır.”
Peki, Drucker neden strateji gibi değerli görünen bir kavramı “emtia” olarak tanımlıyordu? Çünkü iş dünyasında stratejik bilgi artık ayrıcalık olmaktan çıktı. Bugün herkes aynı kitapları okuyabiliyor, aynı üniversitelerde geliştirilen iş modellerine ulaşabiliyor, dünyanın en iyi danışmanlarından hizmet alabiliyor, rakiplerinin organizasyon yapılarını inceleyebiliyor ve birkaç dakika içinde yapay zekâya kapsamlı bir strateji raporu hazırlatabiliyor. Yani bilgi artık kıt değil! Asıl kıt olan; o bilgiyi hayata geçirecek liderliktir.
Bir şirketin kaderini çoğu zaman hazırladığı sunumlar değil, aldığı kararların arkasında gösterdiği disiplin belirler. Başarıyı getiren; stratejinin raflarda ne kadar şık durduğu değil, sahada ne kadar tutarlı yaşandığıdır. İşte tam da bu noktada Anadolu’nun iki atasözü aynı gerçeğin farklı yüzlerini anlatır.
“Aklın yolu birdir.”
Evet… Doğru stratejiler çoğu zaman birbirine benzer. Ama…
“Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır.”
Çünkü başarı; doğru stratejiyi yazabilmekten değil, onu hayata geçirirken gösterilen liderlikten, kültürden, kararlılıktan ve insan yönetiminden doğar.
Bugün aynı stratejiye sahip iki şirketten biri sektörünün lideri olurken diğeri sessizce tarihten silinebiliyorsa, bunun nedeni stratejileri değil; uygulama kabiliyetleridir.
Ben artık şirketleri hazırladıkları strateji dosyalarına göre değil; uygulamadaki tutarlılıklarına göre değerlendiriyorum. Çünkü fikirler alkış toplar, planlar umut verir, sunumlar etkileyebilir. Ama yalnızca kusursuz uygulamalar değer üretir.
En iyi stratejiye kim sahip? Sorusunun cevabı gerçekten önemli değildir. Rekabetin geleceğini belirleyecek asıl soru bence şudur:
En iyi uygulama kültürünü kim inşa edebiliyor?
www.mustafa-basar.com