Teknoloji şirketleri her yıl daha hızlı yapay zekâ çipleri ve devasa veri merkezleri inşa etmek için milyarlarca dolar harcıyor. Ancak kafatasımızın içinde, yaklaşık 1,4 kilo ağırlığındaki o gizemli dokuda yer alan bilgi işlem teknolojisi, insanlığın ürettiği tüm bilgisayarların toplamından çok daha üstün bir mühendislikle çalışmaktadır. Saniyede katrilyonlarca işlemi milisaniyeler içinde çözen insan beyni, yeryüzünün en gelişmiş bilişim merkezidir. Kör tesadüflerin asla var edemeyeceği bu organik işlemci, üstün bir yaratılış delilidir.
Modern süper bilgisayarlar milyonlarca transistörle çalışır. İnsan beyninde ise yaklaşık 86 milyar sinir hücresi bulunur. Bu hücrelerin kendi aralarında kurdukları bağlar ise toplamda tam 100 trilyon sinirsel bağlantı anlamına gelir. Bu sayı, şu an dünyadaki tüm internet kablolarının, telefon hatlarının ve uyduların oluşturduğu küresel iletişim şebekesinden kat kat daha büyüktür.
Bugün yapay zekâ modellerini çalıştıran devasa sunucu çiftlikleri, koca bir şehrin tüketeceği kadar elektrik harcar ve ortaya çıkan muazzam ısıyı düşürmek için devasa soğutma sistemlerine ihtiyaç duyar. İnsan beyni ise tüm bu 100 trilyon bağlantılık devasa veri trafiğini, sadece 20 wattlık bir enerjiyle yani küçük bir LED ampulün gücüyle yönetir. Üstelik asla aşırı ısınmaz ve yapay bir soğutma sistemine ihtiyaç duymaz.
Nörobilim alanında yapılan bilimsel araştırmalar, insan beyninin depolama kapasitesinin 2,5 petabayt (2,5 milyon gigabayt) seviyesinde olduğunu doğrulamaktadır. Bu muazzam kapasite, aralıksız 300 yıl boyunca yüksek çözünürlüklü televizyon yayını kaydetmeye eşdeğerdir. Üstelik beyin, dijital diskler gibi aşınmaz, bozulmaz ve 20 yıl önceki bir çocukluk hatırasını saliseler içinde bulup getirecek kusursuz bir dosyalama algoritmasıyla çalışır. AGI gelse bile bu kapasiteye yapay zekaların ulaşması imkansız gibi. insanlar olarak hala şansımız var.